Ana Sayfa Blog Sayfa 36

İrem Derici İstanbul ‘da eşsiz bir sahne performansı sergiledi

0

Ünlü şarkıcı İrem Derici, İstanbul’daki en popüler konser mekanı Kartal Jolly Joker ‘de muhteşem bir sahne performansı sergiledi. Derici’nin sahnedeki enerjisi ve sesi ile büyüleyici bir gece yaşandı. Konser, izleyicilerden tam not aldı ve Derici, bu özel anları sosyal medya hesabından paylaşarak takipçileriyle paylaştı.

İrem Derici, sahnede hem büyüleyici bir sesi hem de etkileyici bir sahne hakimiyeti ile izleyicileri kendine hayran bıraktı. Sanatçı, kendi ifadesiyle “it gibi eğlendiğini” belirterek müzikseverlerin coşkusuna ve yoğun ilgisine teşekkür etti. Konser sonrası çekilen fotoğraflar, Derici’nin neşeli ve enerjik ruh halini yansıttı. Ünlü şarkıcının giyim tarzı ve sahne kostümü ise beğeni topladı.

Ziynet Sali Kıbrıs’ta 3500 Kişiye Unutulmaz Bir Gece Yaşattı

0

Ziynet Sali, Kıbrıs’ın 41. Cumhuriyet Bayramı’nda 3500 Kişiye Unutulmaz Bir Gece Yaşattı

Ünlü sanatçı Ziynet Sali, Kıbrıs’ın 41. Cumhuriyet Bayramı kapsamında 15 Kasım’da Grand Sapphire Kıbrıs’ta sahne aldı. 3500 kişilik kalabalığa muhteşem bir performans sergileyen Sali, sahne heyecanını “Annem, babam ve tüm ailem izleyecek” sözleriyle dile getirdi. Gece boyunca sevilen şarkılarını seslendiren sanatçı, izleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu.

Sahneye, stil danışmanı Oğuz Erel tarafından özenle seçilen şık kıyafetlerle çıkan Sali, performansıyla göz doldurdu. Konser sırasında, ilk kez Mabel Matiz imzalı yeni şarkısının adını açıkladı: “Müptelanım Bilgine”. Bu özel açıklama, hayranları arasında büyük heyecan yarattı.

Sali, yoğun temposu hakkında konuşurken, “Tatil yapma fırsatı bulamıyorum. Zaten çok tatil insanı değilim. Güzel bir yaz geçti konserlerle” ifadelerini kullandı.

Konserlerinde orkestranın şefliğini yapan eşi Erkan Erzurumlu hakkında da övgü dolu sözler söyleyen sanatçı, “Erkan, çok kıymetli bir müzisyen. Dünya çapında bir gitarist ve onunla müzik yapmak gerçekten çok keyifli” dedi.

Bu özel gecede Sali, hem duygusal hem enerjik anlarıyla seyircilere unutulmaz bir Cumhuriyet Bayramı kutlaması yaşattı.

Nakille Değişen Hayatlar Kendilerini Anlattı

0

Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi tarafından 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası Etkinliği düzenlendi. Organ nakli hayata tutunanlar yaşadıklarını paylaştılar.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde düzenlenen etkinliğe Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın yanı sıra Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, organ nakli gerçekleştiren hekimler, organ nakli hastaları ve yakınları katıldı.

SALONDAKİ MUCİZELER SİZLERSENİZ

Etkinliğin açılışında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Hekim olmanın en güzel yanı şu anda burada ki mucizeler, salondaki mucizeler sizlerseniz. Hekim olmanın en kıymetli yanı gerçekten bunlara tanıklık ederek vesile olabilmek. Bu bir ekip işi aslında öncelikle, 1982 yılında ilk böbrek naklini yapan Tuncer Karpuzoğlu anmadan geçmek olmaz. Onu da rahmetle anmak istiyorum. Alper hocayı da anmak istiyorum onu çok erken kaybettik. Şu anda Akdeniz Üniversitesi’nin bu konumda olması açısından çok kıymetli emekleri var gerçekten.” dedi.

KADAVRADAN NAKİL SAYISI FAZLA DEĞİL

Organ nakliyle ilgili farkındalığın artması gerektiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “İnsanlar hayatlarda ne kadar organ bağışlayacaklarını söyleseler de pratiğe geldiği zaman maalesef hasta yakınlarından organ bağış alamıyoruz. Bu haftanın da amacı bu farkındalığı arttırmak ve bütün yıl boyunca İspanya’da İran’da olduğu gibi bağış sayısının artması. Aktivitenin amacı da bu, mucizelere hep beraber tanık olarak insanların farkındalığını arttırabilmek aslında. Çünkü bir an geliyor ki bazen alıcı tarafta oluyorsunuz, bir gün geliyor, verici tarafta oluyorsunuz bu anlamda Allah hiç ikisine de muhtaç etmesin ama maalesef hayatın gerçekleri böyle.” şeklinde konuştu. Organ naklini gerçekleştiren hocalara ve ekibe teşekkür eden Rektör Özkan, “Bu kadar çeşitli nakillerin yapıldığı en güvenli, en kaliteli olan merkez hiç kuşkusuz Akdeniz Üniversitesi.” dedi.

ORGANINI BAŞKASINDAN ALMIŞ AMA KENDİSİ VERMEYENLER VAR

Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, “Geçen hafta meme kanseri farkındalık haftasıydı. Bu hafta organ nakli haftası. Organ naklini anlatıyoruz, bu işin öneminin farkına vardırmaya çalışıyoruz. Organ nakli aslında sadece bu hafta yapılmıyor. Tüm yıl boyunca herkesin ihtiyacı olduğu ölçüde bunun farkında olması gereken bir durum. Maalesef birçok arkadaşımız bilir ki kendi ailesine, başkasından organlarını almış ama ihtiyaç olduğunda kendi yakını vefat ettiğinde vermeyen aileler gördük biz burada. Size de bir gün lazım olur lafının da bazen yeterli olmadığını düşünüyoruz.” dedi.

BEYİN ÖLÜMÜ İNSANLARA ANLATILMALI

Organ bağışında en büyük sıkıntının beyin ölümünün tam anlaşılamaması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Maalesef bazen basında çıkan haberlerin bazen kötü niyetli çıkan haberlerin bazen başka nedenlerle çıkmış haberlerde beyin ölümü olayının insanlara iyi anlatılmamış olmasından geliyor. Dünyada şu ana kadar beyin ölümü olup da dönen bir tane hasta yok. Bunu anlatmak lazım. Maalesef ölen hasta birden dirildi, nefes aldı, tabutta dirildi. Bu tür haberler var. Bunların anlatılması gerekiyor. Yoksa insanlar organ naklinin lazım olduğunu aslında çok da iyi biliyorlar. Bu çok önemli.” şeklinde konuştu.

EN ÇOK ÇEŞİTLİ NAKİLLERİN YAPILDIĞI MERKEZİN İÇERİSİNDEYİZ

Dünyanın en çok çeşitli nakillerin yapıldığı merkezin içinde olduklarını söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu hocanın büyük emekleriyle yapılmış bu binanın içerisindeyiz. Türkiye’nin Avrupa’nın ilk Organ Nakli Merkezi. Daha sonra da geçen yıl kaybettiğimiz Alper Demirbaş hocanın da büyük emekleriyle bu nakillerin sayısı arttı. Dünyada çok iyi durumdayız ama maalesef şu gördüğünüz sayılar şu anda orta kısımda bulunan hastalarımızın hepsi kadavradan nakil yapılan hastalar. Biz dünyada canlıdan nakillerde yapılanlarda en ön sıralardayız. Kore ile birlikte diyeyim. Kalp nakli maalesef canlıdan yapılamıyor veya bir yakınınızdan nakilleri yaptığınızda o insanlara da kısmi ölçüde risk veriyorsunuz. Şu anda belki de organını, parçasını aldığınız insanlar maalesef başka bir ebediyete göçmüş durumda ve o insanlar şu anda aramızda yok. Onların organları da yok, kendileri de yok ama onların bir parçası sizlerin üzerinde yaşıyor. Aslında büyük anlam var. Burada bunu anladığınız zaman kalbi birilerinizle atıyor. Karaciğer birileriniz de var. Böbrek birileriniz de var işte pankreası var, değişik organlar yaşıyor, farkındalığı burada yaratmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

TÜM NAKİLLERİN YAPILDIĞI BİR MERKEZİN İÇERİSİNDEYİZ

Prof. Dr. Ömer Özkan, “Biz her hafta en bilimsel ölçülerde konseylerimizi yapıyoruz. En bilimsel ölçülerde insanlara faydalı olacak şekilde eğer ihtiyacı varsa da zarar verecekse o nakilleri yapmıyoruz. Bu merkezin en güzel özelliklerinden biri dünyanın en güzel mevzuatının olduğu ülkesinde en etik koşullarda en uygun şekilde nakiller en uygun, en iyi takip yapılacak şekilde bu merkezde yapılıyor. Bir nakil yapıldığında artık tedavinizin bir kısmını başka bir yerde yapın veya bunda ihtiyacımız olacak dendiği bir merkez değil. Burada birçok hastamız burada vardır. Biz senin artık tedavini yapamıyoruz. Bunun için yurt dışına gitmen gerekir veya başka merkezi dediğimizi düşünmüyorum ben. Dolayısıyla tüm nakillerin yapıldığı bir merkezin içerisindeyiz.” dedi.

ÇÜRÜYECEK ORGANLARDAN İNSANLAR FAYDALANABİLMELİ

Farkındalık haftasında basına da çok iş düşüğünü söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Gerçek olmayan kaynağı ispatlanmayan haberlerden uzak durmak gerekir. Algı çok önemli çünkü toplumda özellikle sosyal medya çağında. O nedenle bizim bu farkındalık haftası sizlerin burada olmasının nedeni bu kadavradan yani beyin ölümü olan insanlardan çürüyecek dokulardan, organlardan, insanların faydalanabileceğini, beyin ölümü kavramının mutlaka bir ölüm olduğunu anlatmak, bunların farkındalığını yaratmak için bu toplantıları yapıyoruz. Bu haftanın en büyük önemi bu. Bir de çok güzel bir söz var. Bağışlayın erdemli olun.” şeklinde konuştu.

CANLIDAN NAKİLLERDE BİZ DÜNYADA İLK 3 İÇERİSİNDEYİZ

Canlıdan nakillerde çok başarılı ve dünyada ilk üçte yer aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Ömer Özkan, “Çok değerli hocalarımız var. Sağlık Bakanlığı fazlasıyla ilgisini gösteriyor. Ve bu merkez hep tıbbi hem de cerrahi olarak bu nakillerin tamamının üzerinde. Şu anda bu merkezde sadece akciğer nakli yapılmıyor dünyada yapılanlar içerisinde. Akciğer nakillerini de çok iyi yapabilecek durumdayız ama saygı duyduğumuz bir konu var. Bazı nakiller bazı merkezlerde tecrübesi artmak üzere oralarda yapılması gerekir. Her yerde her nakilde yapılması gerekmez ama dediğim gibi diğer nakillerin tamamı burada çok başarılı bir şekilde yapılıyor. Çok şükür dünyanın yaptığı bizim yapmadığımız herhangi bir şey bu ülkede bu merkezde yok. Daha da güzeli aramızda Türkiye’nin en uzun süreli yaşayan kalp nakli hala aramızda. Değerli hocamız Ömer Beyazid hocamızda onlarla beraber şimdi. Böbrek naklinde karaciğer naklinde diğer işte pankreas, diğer nakillerde bildiğiniz birçok son zamanlarda yaptığımız nakillerde ülkemizin öncüsü olup Avrupa’da da dünyada da ses getirdiğimiz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.

BİR KARACİĞERİ YAŞATMAK İÇİN SAATLERCE GÜNLERCE UĞRAŞTIK

Prof. Dr. Ömer Özkan ise “Toplumda bir algı vardır. Organ nakli trafiği diye bir şey. Bunlara lütfen itibar edilmesin. Şurada gördüğünüz hiçbir doktorun bu işi yapmaktan ekstra bir maddi menfaati yoktur. Ömer hoca emeklidir. Gültekin hoca emeklidir. Hala hiçbir menfaat olmadan sadece gönüllülük ve isteyerek gönüllü olarak bizler kadar azimli bir şekilde bu işleri yapıyorlar. Şunu bilin ki belki aranızda belki de şu anda evinde bir hasta için Abdullah hoca, İsmail hoca bir kurban bayramında üst üste ameliyata girdik, çıktık olmayacak bir karaciğer nakli için. O hasta bilmez. Yaşamayacak bir karaciğeri yaşatmak için saatlerce günlerde uğraştık. Ne o hasta o kadar uğraşıldığını bilir. Yakınları bilir bunların hiç önemi yok. O hasta şu anda yaşıyor ve biz bu hastanın yaşadığını biliyoruz ondan mutluyuz. Bundan en ufak bir maddi, menfaat yok ama manevi menfaatinde hiçbir karşılığı yok. Onun için teşekkür ediyorum.” dedi.

DÜNYANIN EN TANINMIŞ MERKEZLERİNDEN BİRİSİ

Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ise “Akdeniz Üniversitesi’nde doktor olmaktan dolayı çok mutluyum. Gerçekten Tuncer hoca, dünyada ilk transplant hastanesinin düşünen kişiydi ve böbrek nakline ilk başlayan kişiydi Haberal hoca ile beraber. Ondan sonra burada hep ilkler yapıldı. Transplantların yapılması merkezler için prestij kaynağı. Akdeniz Üniversitesi de bu prestiji fazlasıyla hak eden dünyanın en tanınmış merkezlerinden birisi gerçekten. Tuncer hoca tüm Türkiye’ye duyurdu Akdeniz Üniversitesi’ni. Daha sonra tüm dünyaya duyuran da Ömer Özkan hoca ve rektörümüz Özlenen hoca oldular. Gerçekten ilk bu uterus nakli, yüzlü nakli, ekstremite nakilleri bunlar çok mutlu ediyor.” dedi.

HASTALARIMIZ HAYATLARINI KONFORLU SÜRDÜREBİLİYORLAR

Hastalarını görmekten çok mutlu olduğunu söyleyen Beyazid, “Onların hepsine çok teşekkür ediyorum. Onların buraya gelmeleri organ bekleyenler için önemli, organ bekleyen kişiler hastalarımızın ne kadar uzun ve ne kadar kaliteli ne kadar konforlu yaşadıklarını görünce onların içinde cesaret olacak. Bekleme listesinde çok bekleyen hastamız var. Onların böyle sağlıklı olduğunu görmek, emeği geçen tüm koordinatörler işte diğer hocalarımız onlar bu sağlıklı kişileri gördükçe hepsi şevkle bu işe sarılıyorlar. Hasalarımızda yakınlarıyla uzun yıllar birlikte sevdikleriyle birlikte hayatlarını sürdürebiliyorlar.” ifadelerini kullandı.

ORGAN BAĞIŞI DEMEK HAYAT BAĞIŞI DEMEK

Beyazid, “Organ bağışı çok çok çok önemli çünkü organ bağışı demek hayat bağışı demek. Burada çok vurgulandı. Bir insanın hayatından sonra başka bir insana verebileceği en büyük yardım, en büyük destek onları hayatta tutabilmek. Onlara yardımcı olabilmek, onların sağlığına katkıda olabilmek ve onların böyle iyi olduğunu görünce kalplerini yakınlarının kalbini bir başkasının göğsünde hissedebilmek ve onun acılarını da hafifletiyor, çok değerli. Bu organ bağışının maddi değerlerle hiçbir ölçüsü yoktur. Hiçbir bedeli yoktur, hayat bağışıdır ve bu konuyu özellikle sadece bir hafta değil devamlı olarak gündemde tutulmalı.” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmaların ardından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde organ nakli yapılan hastalar deneyimlerini paylaştı. 

ORGAN BAĞIŞLAYIN, HAYAT KURTARIN ÇAĞRISI

Böbrek nakli olan çocuklardan Ahmet Döner’in annesi hamilelik sürecinde organ yetmezliğinin olduğunu öğrendiklerini ve 2,5 yaşında oğlunu böbrek nakli olduğunu ifade ederek hastaneden kurtulup evlerinde uyudukları için mutlu olduklarını ifade ederek çocuklar hastanede makinede uyumasın evde uyusun çağrısını yaparak organ bağışının önemini ifade etti. Ahmet Döner de organ bağışlayın, hayat kurtarın çağrısını yaptı.

Böbrek nakli olan Hızır Araf Aydın kendisi gibi organ bekleyen çocuk hastaların olduğunu ifade ederek lütfen onlara bağışta bulunun dedi. Hızır Araf Aydın’ın annesi anne karnında tanılarının konulduğunu iki yıl diyalize girdiklerini ifade ederek yaşadıkları zorlukları paylaştılar.

BİR KİŞİ VEFAT EDİYOR AMA YENİDEN 7-8 TANE CAN KURTARABİLİYOR

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde 27 yıl önce kalp nakli olan Hamide Akman “27 yıl önce Ömer hocamla tanıştım. Ve nakil tanısı kondu. Çocuğum 4 yaşındaydı ben nakil olduğumda. Ben şu anda çocuğumu evlendirdim ve torunlarıma bakıyorum. Lütfen organ bağışını kimse esirgemesin. Toprak olup çürüyeceğine hayat olsun, can olsun, çocukları anne baba olsun, anne babalara evlat olsun. Kimseye acı yaşatmasın. Bir kişi vefat ediyor ama yeniden 7-8 tane can kurtarabiliyor. 4 yıl kalp nakli bekledim benden önce kalp nakli olan yoktu. Böbrek, karaciğer görünüyordu ama kalp yoktu. Benim başka şansım da yoktu, girmek zorunda kaldım ve girdim. İyi ki de girmişim, Ömer hocam beni ikna etmiş ve 27 yıldır kaliteli bir hayat yaşıyorum. Lütfen organ bağışında bulunsun herkes.” dedi.

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ EV HİSSİ VERİYOR

Kalp nakli olan Ferit Azimli ise “Ben aynı zamanda üniversitenin öğrencisiyim. Akdeniz Üniversitesi benim için hem eğitim kurumu oldu hem ev oldu. 2018 yapay kalp cihazı takıldı burada bana. Yapay kalp cihazıyla birlikte uzun yıllar yaşadım aslında o beni nakile kadar hayatımı kurtaran bir müdahaleydi. Ardından bir gece çağırılıp nakil oldum. Hastane insanlar için korkulan yer gibi görünüyor ama ben o yoldan geçerken bile bu binaları gördüğümde ister istemez ev diyorum. Niye böyle oluyor bilmiyorum ama çok güvenli hissediyorum, buraya adımı attığımda kendimi çok güvende hissediyorum. Ömer hocamı her gördüğümde kendimi bana bir şey olmaz diye çok güzel hissediyorum. Akdeniz Üniversitesi hastanesi ev hissi veriyor. Bundan sonra bizim yolculuğumuz da bitmedi. Biz organlara kavuştuk ama kavuşmayanlar için de bizim kendi çevrelerimizde kendi etki alanımızda bunun olması için aslında bireysel aktivitemizi yapmamız gerekiyor. Mümkün olduğunca bunu söylemekten insanlara duyurmaktan komşumuz olsun, arkadaşlarımız olsun, bunun mücadelesini vermekten çekinmemeliyiz. Organ nakli konusunda bilinçlendirmek de bizim aslında artık bir görevimiz oluyor.” dedi.

NAKİL OLMAK İÇİN 10 YIL ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRDİM

Karaciğer nakli ile hayata tutunan Gülay Erol, 2001 yılında evlendiğinde ve gebelik nedeniyle karaciğer sorunu yaşadığını ifade etti. Erol, “Nakil olmak için 10 yıl çok zor günler geçirdim. Karnımda şişmeler işte sıvı toplamalar falan derken doğum yaptıktan sonraki kızım 8 yaşına geldi ve şimdi kayınvalide oldum. Kızımın evlendirdim çok şükür ve o günden sonra 2009’da bana nakil çıktı. Ben korktum, gelmedim istemedim ve nakili kabul etmedim. Ret ettim aslında.  Düzeleceğimi zannediyordum ama doktorlarım her zaman haklıydı, olmayacak demişlerdi ama ben bir türlü kabullenememiştim. Ve daha sonra daha da kötüye gidince artık dedim ki yani bu nakil olması gerekiyor. Doktorlarımız haklı, beni iyi düşünüyorlar, bana değer veriyorlar diyerekten ikinciyi nakil 3 ay sonra tekrar çıktı ve onu kabul ettim. Şu anda Allah’a şükürler olsun ayaktayım. 2 evladım oldu nakilden sonra. Nakilden sonra hiçbir sıkıntı yaşamadım. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Allah razı olsun, iyi ki varsınız. Nakil olmak daha çekinenler için söylüyorum. Gerçekten kötü bir şey değil. Ben hiç nakil olmuş gibi hissetmiyorum. Kendimi normal hayatımda sağlıklı bir şekilde yaşıyorum ve çok mutluyum. İyi ki varsınız.” dedi.

ORGAN NAKLİNDE DİNİMİZCE DE SIKINTI YOK

Eşinin din görevlisi olduğunu söyleyen Erol, “Dinen de bazı kafada takıntılar oluyor insanlarımızın ama bu konuda kesinlikle eşimin de fetvası vardı. Yani düşünceleri bana olumlu yaklaştı ve organ naklini hiçbir sıkıntısı dinimizce de yok. Asla o akıllarına takıntı olmasın. Herkes organlarını bağışlasın. Bağış yapan arkadaşım rahmetlinin ismi benim Gülay onun da Gülay’dı. Tesadüf değil tevafuk oldu biz de şaşırdık. Ben onun için arkasından o kadar duacıyım ki yani o kişi şu anda yaşamasa bile ben arkasından onun için her zaman dua ediyorum ve bizler de onun gibi olabilelim. Bizlerde organ bağışı yapalım. Destek olalım, benim evlatlarım var şu anda. Yani onlar dünyaya gelsin, onlar büyüsün. Eşler yalnız kalmasın.” ifadelerini kullandı.

ORGAN BAĞIŞINDA BULUNUN

5 yıl önce çift kol nakli olan Yusuf Oğuz Şimşek, “Biraz heyecanlıyım, hocalarımdan Allah razı olsun. Organ bağışında bulunarak bir hayata can verebiliriz. Hiç korkmasınlar, sadece kendilerini doktorlarımıza ve hemşirelerimize emanet etsinler. Bizi en iyi şekilde en güzel hale getirmek için çok uğraşıyorlar. Organ bağışında bulunmalarını rica ediyoruz.” dedi.

ORGAN BAĞIŞINDA AİLELERE SORULMAMASI ÖNERİSİ

Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu’nun 40 yıl önce nakil yaptığı Emin Aslan, “1977 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Tuncer hocam tarafından nakil yapıldı. 41 yıl önce nakil yapıldı orada bana ikinci naklimde 2018 de burada yapıldı hem böbrek hem karaciğer nakli oldum. Şu anda yaşıyorum hiçbir sıkıntım yok. Her işi yapıyorum hiçbir sıkıntı da çekmiyorum.” dedi.

Aslan, “Organ nakli bağış yapan arkadaşlarımız bağış yapıyor ama ailesi ne karışıyor? Ben buna çok üzülüyorum. Kendisi bağışlamış ama öldükten sonra ailesinin müsaade vermesi lazım bence bu iyi değil. Sağlık Bakanlığının buna bir el atması lazım. Ben bağış yapmışım benim annem, babam ne karışıyor sonradan.” şeklinde konuştu.

BUGÜN BİZ YARIN BELKİ DE SİZ

İlk yüz nakli olan Uğur Acar da “12 yıldır Akdeniz Üniversitesi ailesinin içerisinde olduğunu ifade ederek bir sloganlarının olduğunu ve bugün biz yarın belki de siz sözüyle organ bağışını nesilden nesile yaymak ve farkındalık yaratmak için hep beraber çalışmalıyız.” ifadelerini söyledi.

Konuşmaların ardından toplu fotoğraf çekimiyle etkinlik sonlandırıldı.

Melek Mosso Adanalı hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı

0
Etkileyici sesi ve güçlü sahne enerjisiyle adından söz ettiren Melek Mosso, Jolly Joker Adana’da verdiği konserle hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Sahneye siyah mini elbisesiyle çıkan Mosso, şıklığı ve zarafetiyle dikkatleri üzerine toplarken, konser boyunca sergilediği müzik ve dans performansıyla da izleyicilerden tam not aldı. Şıklığıyla göz kamaştıran sanatçı hem müziği hem de stiliyle sahnede adeta parıldadı.
 
Konser boyunca müziğin ritmine kendini kaptırarak coşkulu bir dans performansı sergileyen Melek Mosso, enerjisiyle dinleyicilerini mest etti. Seyircilerle sık sık etkileşim kuran sanatçı, içten ve samimi tavırlarıyla da büyük beğeni topladı. Mosso, seyircilere müzik dolu bir akşam yaşattı.
 
Bir hayranının albüm beklentisini dile getirmesi üzerine, Mosso tamamen kendi söz ve müziklerinden oluşacak bir albüm üzerinde çalıştığını açıkladı. “Bu sefer kimsenin istediğini yapmayacağım, çok da kuralları takmayan bir albüm olacak” diyerek müzikseverleri heyecanlandırdı. Sanatçı, hem müziği hem de açıklamalarıyla geceye damga vurdu.

“Dereboyu Şenliği” 12 Ekim Cumartesi başlıyor

0

KKTC- Lefkoşa Türk Belediyesi organizasyonunda yine birbirinden keyifli içerikler, DJ performansları ve konserlerin yer alacağı Dereboyu Şenliği 12 Ekim Cumartesi gün gerçekleştiriliyor.

Saat 14.00’de başlayıp akşam 23.30’a kadar sürecek şenlikte, Gripin, Ahmet Evan, Eril Canbaz, Fireballs, Lütfiye Özipek, Nafize Dölek, Native Cypriots, Osman Tuğsal ve Lefkoşa Belediye Orkestrası Çok Sesli Çocuk Koroları konserleri yer alacak. Şenlikte dans gösterileri, ateş show, sanat atölyeleri ve çocuklar için yüz boyama, kukla gösterileri, oyunlar ile yarışmalar düzenlenecek. Lefkoşa Gezi Treni etkinlik boyunca özel turlarla Dereboyu’nda yer alacak.

Kumsal Park’ta 14.00’ten itibaren Çocuklar için Özel Program
Şenlik kapsamında saat 14.00 ile 15.00 saatleri arasında Kumsal Park’ta Ozan Özgenler ile Boyama, 15.00-16.00 saatleri arasında Ülviye Karabaşak ile Ebru Sanatı, 15.00-17.00 saatleri arasında Yüz Boyama, 15.30-16.30 Saatleri arasında Ferdiye Yurdakul İle Nefes ve Mandala, 16.30-17.15 saatleri arasında Hanife Tayyareci ile Kukla Gösterisi (Kırpık) ve saat 17.30’da Kumsal Park yanında Lefkoşa Belediye Orkestrası Çok Sesli Çocuk koroları konseri yer alacak.

Gripin Eski Pronto karşısında sahne alıyor

Türkiye’nin sevilen müzik gruplarından Gripin saat 22:00’de Eski Pronto karşısında sahne alacak. Gripin öncesi 21.30’da yine aynı alanda Ateş Show gerçekleştirilecek. (Sahne & Sanatçı Sponsoru – Les Ambassadeurs Hotel)

Tonic Nicosia’da DJ Serdar Eren, Ruhi Bistro Pub&Gustav Cafe’de Native Cypriots ve DJ Andım
Tonic Nicosia alanında saat 14:00’ten itibaren Dj Serdar Eren (Sanatçı Sponsoru – Tonic), Ruhi Bistro&Pub ve Gustav Cafe’de saat 19:00’da Native Cypriots, saat 20:30’da Dj Andım en keyifli setleri ile yer alacak. (Sahne ve Sanatçı Sponsoru – Ruhi Bistro&Pub)

Kumsal Park yanında LBO Çok Sesli Çocuk Koroları, Nafiz Dölek, Fireballs ve DJ Coşkuner
Kumsal Park yanındaki alanda saat 17.30’da LBO Çok Sesli Çocuk Koroları, 19.00’da Fireballs, 20.00’de Led Dans Gösterisi ve 20.30’da Nafiz Dölek konseri yer alırken, konser sonrası DJ Coşkuner setleriyle geceye devam edecek. (Sahne & Sanatçı Sponsoru – Mr. Brown)

Eril Cambaz ile Lütfiye Özipek Califorian Restoran önünde sevenleri ile buluşacak

Eril Cambaz saat 19:00’da, Lütfiye Özipek ise saat 20:15’te Califorian Restaurant önünde sahne alacak. (Sahne & Sanatçı Sponsoru – Califorian & Cyprus Constructions)

Ahmet Evan ve Osman Tuğsal Mado Cafe önünde sahne alacak
Etkinlik kapsamında Osman Tuğsal saat 18.30, Ahmet Evan ise saat 20.00 itibarı ile sahne alacak. (Sahne & Sanatçı Sponsoru – Puma)

Lefkoşa Gezi Treni
Lefkoşa Gezi Treni özel turlarıyla etkinlik boyunca Dereboyu’nda olacak.

Kadınlar Arasında En Sık Görülen Kanser Türü: Meme Kanseri

0

Dünyada her yıl 2.5 milyon kadını etkileyen meme kanseri, 40-50 yaş arası  kadınlarda kansere bağlı ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor.  Meme kanserinde erken teşhis ise hayat kurtarıyor.

Mamografinin meme kanserinin erken teşhis edilmesinde altın standart olduğunu vurgulayan Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Halime Çevik Cenkeri, 40 yaşından itibaren düzenli mamografi çektirilmesi gerektiğini söyleyerek mamografi ve güncel bir yöntem olan Tomosentez mamografi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Mamografi, meme kanserlerinin erken tespitinde altın standart olarak kabul ediliyor. Yıllık mamografi, meme kanserlerinin en iyi tedavi edilebilir olduğu ve meme koruyucu tedavilerin uygulanabildiği erken evrede, erken teşhisini sağladığını gösteriyor.

HANGİ DURUMLARDA KONTROLLERE DAHA ERKEN YAŞTA BAŞLANMALI?

40 yaşından itibaren düzenli mamografi ve kontrolün önemine dikkat çeken Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Halime Çevik Cenkeri, “Mamografi, 40 yaş sonrasında rutin olarak yapılmalıdır. Birinci derece akrabasında veya kendisinde BRCA gen (meme ve yumurtalık kanseri yatkınlık genleri ) pozitifliği olan kişiler, 30 yaş altında olmamak şartıyla,  etkilenen kişide  kanserin  saptandığı yaşın  10 yıl öncesinde taramaya başlanmalıdır. Örneğin; anne 45 yaşında meme kanseri olmuşşa  birinci derece yakınları 35 yaşından itibaren meme kanseri açısından yakından takip edilmelidir. BRCA gen mutasyon taşıyıcılarında MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) taramaya 25 yaşında başlanılması ve 30 yaş üzerinde mamografinin ilave edilmesi önerilmektedir.  MR tetkiki tolere edemeyen bireylerde ise mamografiye ilaveten US (Ultrasonografi) tarama da yapılabilir.” dedi.

TOMOSENTEZ MAMOGRAFİ YOĞUN MEME DOKUSUNA SAHİP HASTALAR İÇİN UMUT VERİCİ!

Mamografinin  meme kanserinin  erken tespitinde altın standart olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Halime Çevik Cenkeri, mamografide güncel ve teknolojik bir gelişme olan Tomosentez mamografi hakkında da bilgi verdi.

Doç. Dr. Halime Çevik Cenkeri, Tomosentez mamografinin özellikle yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda oldukça fayda sağladığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Mamografide görülen dokunun çoğu bağ dokusu ve bez dokusu içeriyorsa meme dokusu ‘yoğun’ demektir. Kanser dokususun da mamografide beyaz renkte görülmesi nedeniyle yoğun meme dokusu olan kadınlarda, hastalığı ayırt etmek daha zordur. Tomosentez mamografi yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda meme kanseri tanısının doğruluğunu artıran bir yöntem olarak öne çıkıyor ve teşhiste kolaylık sağlıyor.” 

TOMOSENTEZ YÖNTEMİNİN BİRDEN FAZLA MEME TÜMÖRÜNÜ TESPİT ETME OLASILIĞI DAHA YÜKSEK!

Tomosentez tekniğinin küçük tümörlerin tespit edilmesine olanak sağladığını bildiren Doç. Dr. Halime Çevik Cenkeri,Meme kanseri tespit oranının yüksek olması nedeniyle daha az ek çekim ile sonuçlanmaktadır. Meme anormalliklerinin boyutunu, şeklini ve yerini belirlemede daha fazla doğruluk oranına sahiptir. Daha az gereksiz biyopsi veya ek teste gerek duyar. Birden fazla meme tümörünü tespit etme olasılığı daha yüksektir. Yoğun meme dokusundaki anormalliklerin daha net görüntülenmesini ve erken tanısını sağlar.” İfadelerini kullandı.

MAMOGRAFİ GÖRÜNTÜLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE YAPAY ZEKAYA BAŞVURULMASI ÖNEMLİ!

Mamografi ve Tomosentez mamografi  görüntülerinin değerlendirilmesinde yapay zekaya başvurulmasının da oldukça önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Halime Çevik Cenkeri, sözlerini şöyle noktaladı: “Radyologların kanser tarama amaçlı imaj okumadaki verimliliğinin ve doğruluğunun artırılması için bilgisayar destekli birçok yazılım geliştirilmiştir. Derin öğrenme yöntemleri (Birden fazla veri kaynağından bilgi alınarak  bu verilerin insan müdahalesine gerek kalmadan gerçek zamanlı olarak analiz edilmesi) ile geliştirilen yapay zeka sistemleri, her memeyi tarıyor ve radyoloğa ikinci bir bakış açısı sağlıyor. Görüntülerini analiz ederek riskli vakaları tespit edebiliyor. Yapay zeka, mamografide lezyonların gözden kaçma veya yanlış yorumlanmamasında etkin bir rol oynuyor.”

Sanat’ın Ustaları Lefkoşa’da sergisi 11 Ekim’de açılıyor

0

“9. Sanat’ın Ustaları Lefkoşa’da” sergisi Lefkoşa Türk Belediyesi himayesi ve Arkhe orgaizasyonunda 11 Ekim Cuma günü Arabahmet Kültür Evi’nde açılıyor.

Sergide, Halil Duranay, Senih Çavuşoğlu, Hasan Arkan, Diler Ertuğ, Atıf Müezzinler, Hasan Özyiğit ve farklı birçok koleksiyonerin koleksiyonlarından seçilmiş 200’den fazla orijinal çizim, eskiz, imzalı kapak, figür ve çizgi roman ile ilintili eserler bir araya getirildi.

Eserler 3 farklı salonda 28 Aralık 2024 tarihine kadar sergilenecek

Cyprus Geek Team, The Black Dragon Art Studio ve Tenten Cipsleri’nin katkılarıyla düzenlenen sergide, 1920’lerden günümüze çizgi romanın farklı çağlarına ait eserler üç farklı salonda sergilenecek.

Sergi; Pazartesi günü hariç hafta içi her gün saat 10.00-15.00 arasında ve Cumartesi günleri saat 10.30- 14.30 arasında ücretsiz olarak ziyarete açık olacak.

Açılış gecesi; The Black Dragon Art Studio çizim standları, Cyprus Geek Team cosplayerları ve fotoğraf istasyonları ile ziyaretçileri karşılayacak. Saat 20.30’da Fatih Yürür & Hakan Tunga Kalkan’ın Zagor, Gordon, Kızıl Maske, Mandrake gibi birçok efsane çizgi romanın kapak çizeri olan Aslan Şükür üzerine hazırladıkları Altın Fırçalı Adam Belgeseli Arkhe Sahne’de izleyicilerle buluşacak.

28 Aralık 2024 tarihine kadar devam edecek sergi; çizim atölyeleri, paneller, online söyleşiler ve her Cumartesi saat 11.00’da gerçekleşecek olan Fantastik Türk Filmleri gösterimleri ile desteklenecek.

Otantik parçalar ülkede ilk kez bir araya getiriliyor

Jerry Siegel, Joe Shuster, Bob Kane, Lee Falk, Fred Fredericks, Hergé, Stan Lee, EsseGesse, Todd McFarlane, Gallieno Ferri, Isao Takahata, Şahap Ayhan, Suat Yalaz, Sezgin Burak, Aslan Şükür, Yalçın Dağlı, Abdullah Turan, Özcan Eralp, Turhan Selçuk ve daha onlarca önemli çizer ve yazara ait otantik parçalar ülkede ilk kez bir araya getiriliyor. 

BtcTurk Vadi Açıkhava Konserleri finalini Ziynet Sali ile yaptı

0

Atlantis Yapım, SM Production, Turuncu Partners ve Vadistanbul’un organize ettiği BtcTurk Vadi Açıkhava Konserleri finali Ziynet Sali ile yaptı. 

Dün akşam İstanbul BtcTurk Vadi Açıkhava Sahnesi’nde gerçekleşen Ziynet Sali konseri, müzikseverler için unutulmaz anlar yaşattı. Geçtiğimiz ay verdiği konserin büyük ilgi görmesi üzerine gelen yoğun istekler doğrultusunda sahne alan Sali, dinleyicilerine şahane bir müzik şöleni sundu.

Müzik listelerine damga vuran yeni şarkısı “Daha Nasıl Sevebilirim” ile gündemde olan Ziynet Sali, sahnesine bu şarkının söz ve müziğine imza atan Gülden Karaböcek’İ davet etti. Türk müziğinin efsane isimlerinden Gülden Karaböcek ile birlikte nostalji rüzgarları estirdiler. İkili, “Sen Evlisin” ve “Dilek Taşı” gibi klasikleşmiş eserleri birlikte seslendirerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Konserin duygusal anlarından biri ise Sali’nin Sezen Aksu’nun efsane şarkısı “Masum Değiliz”i söyledikten sonra yaptığı konuşmayla yaşandı. Cinayete kurban giden İkbal Uzuner’i anarak gözyaşlarını tutamayan Sali, “Bu konser için çok özenle hazırlandım. Ama dün yaşanan o üzücü olaylar sonrası o kadar çok ağladım ki elim yüzüm şiş, lütfen kusura bakmayın. Kötülükler bitsin” dedi. Bu samimi sözler herkesi duygulandırdı.

LTB Sevimli Dostlar Ekibi ile Lefkoşa Can Dostların Yanında

0

“Dünya Hayvanları Koruma Günü” olarak ilan edilen ve her yıl dünyanın dört bir yanında çeşitli etkinlikler yapılan 4 Ekim gününde başkent Lefkoşa’da da Lefkoşa Türk Belediyesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Lefkoşa Hayvan Barınağı’na ziyaretler yapıldı. Lefkoşa bölgesinde hizmet veren kreş, ilk ve orta dereceli okullardan öğrencilerin Hayvan Barınağı’nı ziyaretleri sırasında hem mama bağışı yapıldı hem de öğrencilere yönelik “Hayvanları Koruma Günü’nün anlam ve önemi ile LTB Sevimli Dostlar Ekibinin çalışmalar anlatıldı. 

Batunlu: “LTB olarak can dostlarımıza Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi ilkeleri çerçevesinde yaklaşıyoruz”
Hayvan Barınağı Sorumlusu Emre Batunlu öğrencilere yönelik bilgilendirmesinde “Hayvanları Koruma Günü”nün insanların hayvanlara yönelik sevgi ve şefkat duygularını artırıp korunmalarını sağlamak amacında olduğunu söyledi. Batunlu ayrıca 15 Ekim 1978’de Paris’teki UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi’nin de çok önemli olduğunu ve LTB olarak can dostlara bu bildirge çerçevesinde yaklaştıklarını ifade etti. Batunlu sevimli dostların doğuştan itibaren eşit yaşam hakkı,saygı görme,insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakkı, satın alınan veya sahiplenilen sevimli dostların doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkı, hayvanların onurunun savunulması hakkı ve hiçbir hayvana kötü davranılamayacağı, acımasız ve zalimce eylem yapılamayacağının da aralarında bulunan 14 maddelik Haklar Bildirgesi’ni de öğrencilere aktardı. 
Batunlu, Lefkoşa Hayvan Barınağı’nı ziyaret eden öğrencilere Lefkoşa Hayvan Barınağı’nın bugüne kadar yüzlerce köpeğe yuva ve koruma sağlamakla beraber, sadece barınma ve beslenme ihtiyaçları ile değil, aynı zamanda kayıt işlemleri, sağlık kontrolleri, aşılama, kısırlaştırma ve sahiplendirilmeleri ile de ilgilenen bir merkez olarak hizmet vermeyi sürdüğünü aktardı.

“Satın Alma, sahiplen”
Her yıl yaklaşık 1000’e yakın sokak hayvanına yardımcı olan LTB Sevimli Dostlar ekibi, önce geçici bir güvenli ortam sağlıyor, ardından da kalıcı bir yuva kazandırıyor. “Satın Alma Sahiplen” projesi kapsamında barınaktan sahiplenilen her bir can dost, sokaktaki başka bir sevimli dostumuzun yuva bulana kadar barınakta kalabilmesini sağlıyor.

Pijama En Çok Afra Saraçoğlu’na Yakışıyor!

0

Areda Piar araştırma şirketi, Ev Giyim Araştırması’nı yayınladı! Türkiye genelinde 1.100 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, Türk halkı ev giyiminde yüzde 32,2 ile en çok pijamayı tercih ediyor. Ev giyim desen tercihlerinde yüzde 54,4 ile düz ve sade kıyafetler yer alıyor. Pijamalarımı giymeden asla yatağa girmem diyenler yüzde 40. Pijamanın en çok yakıştırıldığı ünlü ise yüzde 54,5 ile Afra Saraçoğlu!

Pijama Ev Giyiminde İlk Tercih

Ev giyim ürünlerine olan talep, son yıllarda tüketici beklentilerindeki değişimle birlikte önemli bir dönüşüm yaşadı. Özellikle pandemiyle hız kazanan evde yaşam trendi, hibrit çalışma sistemlerinin yaygınlaşması gibi sebepler ev giyim kategorisinin moda dünyasında daha merkezi bir konuma yerleşmesini sağladı.

Areda Piar araştırma şirketi, Ev Giyim Araştırması ile son zamanlarda revaçta olan ev giyim ürünlerine yönelik tüketici davranışlarına dikkat çekti.

Türkiye genelinde 1.100 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, Türk halkı ev giyiminde yüzde 32,2 ile en çok pijamayı tercih ediyor. Pijamanın ardından, rahatlığın simgesi olan şort ve atlet ikilisi yüzde 21,4 ile ikinci sırada yer alırken, yüzde 18,4 ile eşofman takımı üçüncü sıraya yerleşiyor. Tayt ve tişört ikilisinden vazgeçemeyenlerin oranı ise yüzde 12,8 olarak öne çıkıyor. Ev elbisesi tercih edenlerin oranı yüzde 11,4 iken, yüzde 3,8’lik bir kesim ise evde farklı kombinlerle kendini rahat hissediyor.

Ev Giyimde Sadelikten Yanayız

Araştırmada, ev kıyafetinde tercih edilen desen tarzları da soruluyor ve katılımcıların yüzde 54,4’ünün düz desenlerden ve sadelikten yana olduğu anlaşılıyor. Yüzde 10,5’i baskılı ürünleri, yüzde 9,6’sı çizgili, yüzde 8,3’ü renkli, yüzde 5,7’si çiçekli, yüzde 5,5’i desenli ve yüzde 2,5’i puantiyeli modelleri tercih ediyor. Harici desenlere yönelenlerin oranı ise yüzde 3,7.  

Uyurken tercih edilen giyim tarzında “Pijamalarımı giymeden asla yatağa girmem” diyenler yüzde 40 oranına sahipken, yüzde 26,8’i “Ortaya karışık bir insanım” diyor ve uyurken bazen pijama giydiğini bazen de ev kıyafetleriyle yatağa gittiğini söylüyor. Yüzde 22,6’sı ise evde giydiği kıyafetleriyle uyuduğunu ve bunun bir sorun oluşturmadığını ifade ediyor.

Pijamanın En Yakıştığı Ünlü: Afra Saraçoğlu

Araştırmanın en dikkat çekici verilerinden biri de son yıllarda çeşitli dizi ve reklamlarda öne çıkan isimlerden Afra Saraçoğlu ve Sıla Türkoğlu’nun ev giyim tercihleriyle ilgili. Türk halkının yüzde 54,5’ine göre pijamayı en iyi taşıyan ünlü Afra Saraçoğlu iken, yüzde 45,5’lik bir kesim ise pijamanın Sıla Türkoğlu’na daha çok yakıştığını belirtiyor.

Araştırmanın Metodolojisi

Türkiye genelinde 1.100 kişinin katıldığı ve 19 – 31 Mayıs 2024 tarihleri arasında yapılan araştırma, kantitatif araştırma yöntemlerinden CAWI tekniği ile “Areda Piar’ın Profil Bazlı Dijital Paneli” kullanılarak gerçekleştirildi.