Ana Sayfa Blog Sayfa 35

Turgül Tomgüsehan’ın “Ada Karanlığından” Kitabının Tanıtımı Yapıldı

0

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Işık Kitabevinde dün gerçekleşen kitap tanıtım etkinliğinde bir konuşma yaparak, etkinlikte bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kitap okuma alışkanlığını arttırabilmenin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Tatar, kitap okuma alışkanlığını artırmak için yazılan kitapların büyük rol oynadığını belirtti. 

Polis Teşkilatında yer alan Turgül Tomgüsehan’ın olaylara analitik bakış açısıyla yaklaşarak yazdığı kitaplarla Kıbrıs Türk halkı ile tecrübelerini paylaşmasının önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, yaşadığımız coğrafyada karşı karşıya kalabileceğimiz tehlikelere ve suça dair olaylara karşı fedakâr polisimizin ve halk olarak kendi güvenliğimizi birlikte hareket ederek nasıl sağlamakta olduğumuzu farklı bakış açısı ve tecrübeleriyle kaleme alması dolayısıyla Tomgüsehan’ı tebrik etti.  

Turgül Tomgüsehan da, yazdığı kitaplara Cumhurbaşkanı Tatar’ın verdiği değerden dolayı büyük onur duyduğunu ifade ederek teşekkür etti.

 

Cumhurbaşkanı Tatar’a Azerbaycan’dan Türk Dünyası Hizmetleri Ödülü 

0

Cumhurbaşkanı Tatar kabuldeki konuşmasında, Ersin Tünay’ın yıllardır Türk sanat müziğine verdiği hizmetlerin çok değerli olduğunu belirterek, Çağdaş Müzik Derneğini Türk dünyasında elde ettiği başarılarından dolayı tebrik edip başarılarının devamını diledi.

KKTC’nin verdiği mücadele çerçevesinde Türk Devletleri Teşkilatında yerini almasının ardından Türk devletleri ile olan münasebetlerimizin Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteğiyle artması yönünde yapmakta olduğu kültürel faaliyetler çerçevesindeki katkılardan dolayı dernek üyelerine teşekkür etti. 

Türk dünyası ile tarihi bağları ve ortak kültürü keşfederek karşılıklı ilişkileri pekiştirmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Türk dünyasının Kıbrıs Türk halkına gösterdiği saygıdan ve Azerbaycan’ın ortaya koyduğu teveccühten ötürü teşekkür etti. 

Cumhurbaşkanı Tatar, Çağdaş Müzik Derneğinin konserlerini ve sanata gönül veren sanatçıların çalışmalarını takdirle takip ettiğini ifade ederek, bu çalışmaların uluslararası ödüllerle taçlandırılmasından büyük gurur duyduğunu dile getirdi. 

Cumhurbaşkanı Tatar’a Azerbaycan’dan Türk Dünyası Hizmetleri Ödülü 

Çağdaş Müzik Derneği Başkanı Ersin Tünay da, derneğin 2025 yılı için “Adım adım Türk dünyası” projesi için yürüttüğü çalışmalar hakkında Cumhurbaşkanı Tatar’a bilgi sundu. Azerbaycan sonrası Özbekistan’da kültür ve sanat etkinliklerini sürdüreceklerini ifade eden Tünay, Türk dünyasına hizmetleri dolayısıyla gurur verici ödüller aldıklarını paylaştı. Türk dünyası kültür sanat ödülü almak üzere gittiği Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı Tatar’a sunulmak üzere teslim aldığı Mingeçevir Üzeyir Hacıbeyli Müzik Okulu’nun Türk Dünyası Hizmetleri Ödülünü de Cumhurbaşkanı Tatar’a takdim etti.

 

Biyokimyasal Gebelik Nedir? Nasıl Teşhis Edilir?

0

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Damla Sönmez Yalçınkaya, biyokimyasal gebeliğin ne olduğu, nasıl teşhis edildiği ve anne adayları için anlamı hakkında bilgiler verdi.

Biyokimyasal gebeliğin, hamileliğin çok erken döneminde sonlanmasıyla oluşan bir durum olduğunu belirten Op. Dr. Yalçınkaya, bu durumun çoğu zaman anne adayının gelecekte sağlıklı bir gebelik geçirme şansını etkilemediğini söyledi.

Biyokimyasal gebeliğin oldukça yaygın olduğunu belirten Op. Dr. Yalçınkaya, çoğu kadının bu süreci fark etmeden yaşayabileceğini dile getirerek, “Genellikle adet gecikmesi sonrası yapılan kanda gebelik testi (Beta-hCG) ile fark edilen biyokimyasal gebelik, çoğu zaman adet benzeri bir kanama ile sonlanıyor. Bu durum, döllenmenin gerçekleştiğini ve embriyonun rahme tutunmaya başladığını, ancak kısa süre sonra gelişiminin durduğunu gösterir. Gebelik testinde pozitif sonuç alınsa bile, biyokimyasal gebelik genellikle adet dönemiyle sonlanır ve çoğu kadın bunu hafif bir gecikme olarak fark eder. Biyokimyasal gebeliklerin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik anormallikler, hormonal dengesizlikler ve rahimle ilgili bazı yapısal problemler bu duruma yol açabilir. Bağışıklık sistemindeki bazı bozukluklar ve enfeksiyonlar da biyokimyasal gebeliğe neden olabilecek faktörler arasındadır” diye konuştu.

DUYGUSAL DESTEK ÖNEMLİ

Biyokimyasal gebeliğin nedenleri ve risk faktörleri hakkında da bilgi veren Dr. Yalçınkaya şunları söyledi: “Biyokimyasal gebeliğe kromozomal anomaliler, hormonal dengesizlikler ve rahim yapısındaki problemler gibi çeşitli etkenler yol açabiliyor. Biyokimyasal gebelik yaşayan kadınların bu durumu bir sağlık sorunu olarak görmemeleri gerekiyor. Bu durum genellikle sonraki gebelikler için bir engel teşkil etmiyor. Biyokimyasal gebelik sonrası duygusal destek çok önemlidir ve doktor kontrolleri de aksatılmamalıdır. Tekrar denemeden önce doktorla görüşerek genel sağlık durumunu değerlendirmek faydalı olabilir. Bu deneyimi yaşayan kadınlar doktor tavsiyelerini takip ederek sonraki gebelik süreçlerinde sağlıklı bir hazırlık yapabilir”

Leopar desenli kıyafet Gülben’e çok yakıştı

0

Gülben Ergen, Borusan çalışanları için verdiği özel konserle sahneye çıktı. Ünlü sanatçı, Gülşah Saraçoğlu imzalı leopar desenli kıyafeti ve enerjik performansıyla izleyenlerden tam not aldı. Geniş repertuvarı ve sahne enerjisiyle geceye damgasını vuran Ergen, dinleyicilerine unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu.

Gelin Damat Dergisi 2024 Ödülleri Sahiplerini Buldu

0

Gelin Damat Dergisi tarafından, Ferhat Muğurtay organizatörlüğünde gerçekleştirilen Gelin Damat Dergisi Ödül Töreni, Portaxe’de düzenlenen görkemli bir etkinlikle sahiplerini buldu. İvana Sert ve Burak Törün’ün sunuculuğunda yapılan gece, sanat, siyaset, cemiyet ve iş dünyasından önemli isimleri ağırladı.

Törende yılın başarılı siyaset insanı ödülünü, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik adına, Bahçelievler CHP İlçe Başkanı Danış Akpolat aldı. Milletvekili Av. Serkan Bayram, yılın uluslararası barış elçisi ödülünün sahibi oldu. Sosyal sorumluluk alanındaki ödüller ise şu kuruluşlara takdim edildi: Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV), Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği (TAMEV) ve Tema Vakfı.

Ayrıca, Monik İpekel “Türkiye Gönüllüsü Ödülü”, Türkan Şerbetçi ise “Başarılı İş Kadını Ödülü”ne layık görüldü. Çağla Şikel, “Now TV Çağla ile Yeni Bir Gün” programıyla Yılın Kadın Kuşağı Programı Ödülünü alırken; Beyaz TV’den Nermin Öztürk ise “Yılın Yemek Programı” ödülünün sahibi oldu.

Haber kategorisinde, Habertürk – Hülya Hökenek yılın haber spikeri ödülünü alırken, “Yılın Haber Sitesi” ödülü ise Haberler.com’a verildi. Mesleki başarı ödülleri ise şu isimlere takdim edildi: Zahide Yetiş, Ebru Yaşar, Kibariye, Wilma Elles, Ece Gürsel, Tuğba Özay, Pınar Eliçe, Pınar Bent, Nur Ertürk, Berna Tan, Ece Pirim ve Fatih Ömercikoğlu.

Sektördeki başarılı 70 firmanın ödüllerini aldığı törende, Yılın Mobilya Markası Kelebek Mobilya, Yılın Düğün Oteli, Hilton İstanbul Bomonti, Yılın Mersin Düğün Oteli Radisson Hotel Mersin, Yılın Etkinlik Mekanı” ödülü ise Portaxe Shine’a verildi.

Gelin Damat Dergisi ve markasının kurucusu Ferhat Muğurtay, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Dergimizin 21. yılında, ödül törenimizin 7. senesindeyiz. Bu gece ödül alan tüm başarılı firma ve kişileri tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Gelin Damat markasıyla öncülük ettiğimiz Gelin Damat Dergisi, Gelin Damat ödül töreni, Gelin Damat Fashion Day gelinlik defilesi ve franchise bayiliklerimizin yanı sıra, şimdi de evlilikle ilgili tüm ürün ve hizmetlerin bir arada satışa sunulduğu GelinDamat.com online alışveriş sitesi ve Gelin Damat mağazaları ile daha da büyümeye devam ediyoruz. Markamızın gücüne, vizyonuna güvenerek bu büyüme için şirketimize yatırım yapan ve yapacak olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Birlikten doğan güç ile hep zirvede olmaya ve en iyisini sunmaya devam edeceğiz”

İşte ödül alanların tam listesi;

NOW TV – ÇAĞLA İLE YENİ BİR GÜN -ÇAĞLA ŞİKEL

YILIN KADIN KUŞAĞI PROGRAMI

ÖZGÜR ÇELİK

YILIN BAŞARILI SİYASET İNSANI

BUĞDAY TANESİ – MİLLETVEKİLİ SN. SERKAN BAYRAM

YILIN ULUSLAR ARASI BARIŞ ELÇİSİ

HÜLYA HÖKENEK

YILIN HABER SPİKERİ

ZAHİDE YETİŞ

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

MONİK İPEKEL

TÜRKİYE GÖNÜLLÜSÜ

BEYAZ TV – NERMİN’İN ENFES MUTFAĞI

YILIN YEMEK PROGRAMI

KİBARİYE

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

TÜRKAN ŞERBETÇİ

YILIN BAŞARILI İŞ KADINI

PINAR ELİÇE

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

EBRU YAŞAR

YILIN KADIN FANTEZİ MÜZİK SANATÇISI

BERNA TAN

YILIN POPÜLER KINA GECESİ ŞARKISI

NUR ERTÜRK

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

TUĞBA ÖZAY

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

WİLMA ELLES

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

ECE PİRİM

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

ECE GÜRSEL

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

ÇİFTE KUMRULAR WEDDING PHOTOGRAPHY

YILIN DÜĞÜN FOTOĞRAF EKİBİ

AGENTUR PERİ

YILIN ALMANYA DESTINATION ORGANİZASYON FİRMASI

LİYA ALL

YILIN POPÜLER DÜĞÜN MEKANI

KELEBEK MOBİLYA

YILIN MOBİLYA MARKASI

GELİN DAMAT DÜĞÜN DAVET

YILIN DÜĞÜN DAVET SALONU

HİLTON İSTANBUL BOMONTİ HOTEL

YILIN DÜĞÜN OTELİ

SEDA KURT ÖZTÜRK

YILIN DUVAK TASARIM FİRMASI

FUAT PAŞA YALISI

YILIN TARİHİ DÜĞÜN MEKANI

LÖSEV – LSV DÜKKAN

YILIN HAYAT VEREN ONLİNE ALIŞVERİŞ SİTESİ

SAHRA ALYANS

YILIN ALYANS FİRMASI

PINAR BENT

YILIN GELİNLİK TASARIMCISI

HABERLER.COM

YILIN HABER SİTESİ

GÜL GÜMÜŞ GÜZELLİK

YILIN MEDİKAL CİLT BAKIM SALONU

RADİSSON  HOTEL MERSİN

YILIN MERSİN DÜĞÜN OTELİ

LAİNVİTO DESİGN

YILIN ÇIKIŞ YAPAN DAVETİYE FİRMASI

ELİF RÜZGAR FASHION

YILIN ADANA GELİNLİK FİRMASI

TEGV DÜKKAN

YILIN NİKAH ÜRÜNLERİ ONLİNE ALIŞVERİŞ SİTESİ

SWAN FASHION

YILIN KARADENİZ BÖLGESİ GELİNLİK MARKASI

DR. ORHAN RODOPLU

YILIN ÇIKIŞ YAPAN KALP VE DAMAR CERRAHİSİ UZMANI

RAHİME HAUTE COUTURE

YILIN ÇIKIŞ YAPAN MODAEVİ

TEMA VAKFI

YILIN DOĞA DOSTU NİKAH VE DÜĞÜN ÜRÜNLERİ

MARDUK

YILIN ERKEK AKSESUARLARI FİRMASI

DİLAY ÇINAR HAIR STUDIO

YILIN ÇIKIŞ YAPAN KUAFÖR SALONU

FİRDEVS FINDIK GELİN AKSESUARLARI

YILIN TRAKYA GELİN AKSESUARLARI TASARIMCISI

GOLD COUTURE

YILIN ANKARA MODAEVİ

MİNE KILIÇ PHOTOGRAPHY

YILIN DİYARBAKIR DÜĞÜN FOTOĞRAFÇISI

NESLİHAN GÖZEN JEWELRY

YILIN MÜCEVHER TASARIMCISI

MAHİDEVRAN – NAZAN GÜNER

YILIN ÇIKIŞ YAPAN TESETTÜR GELİNLİK FİRMASI

NİRVANA HAIR MAKE UP

YILIN GELİN BAŞI FİRMASI

HÜLYA BAYRAM SAÇ TASARIM SALONU

YILIN TESETTÜR GELİN SAÇI SALONU

FOREVER  MARIAGE

YILIN DÜĞÜN FOTOĞRAFÇISI

APRİL DECOR DESIGN

YILIN İZMİR ÖZEL GÜN HEDİYELİKLERİ FİRMASI

FAD&HA TASARIM

YILIN ÇIKIŞ YAPAN GELİN BUKETİ FİRMASI

MİHRİ AŞK

YILIN ADIYAMAN ÇIKIŞ YAPAN GELİNLİK FİRMASI

PODYUM GELİNLİK

YILIN KAHRAMANMARAŞ GELİNLİK FİRMASI

SEVİM İNAN

YILIN TÜRBAN TASARIM EĞİTMENİ

PLATFORMAS

YILIN PODYUM VE DANS PİSTİ FİRMASI

PAPALİNA BALIK

YILIN BALIK RESTORANI

TAMEV

YILIN SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

LİFE PARK

YILIN KIR DÜĞÜNÜ MEKANI

ÖZLEM UÇAR

MESLEKİ BAŞARI ÖDÜLÜ

FATİH ÖMERCİKOĞLU

YILIN POPÜLER KOREOGRAFI

İSTANBULDA EVLENİYORUZ FUARI

YILIN EVLİLİK HAZIRLIKLARI FUARI

ARENA SES IŞIK

YILIN SES IŞIK ORGANİZASON FİRMASI

REMAX  TÜRKİYE – HAKAN BUDAK

YILIN GAYRİMENKUL DANIŞMANI

ZE MEDYA

YILIN ÇIKIŞ YAPAN PRODÜKSİYON VE YAPIM FİRMASI

LOCA ORKESTRASI

YILIN ÇIKIŞ YAPAN ORKESTRASI

VİLLASEPETİ.COM

YILIN KONSEPT BALAYI FİRMASI

ASSOS DIONYSOS HOTEL

YILIN BUTİK BALAYI OTELİ

EĞLENCE ORGANİZASYON

YILIN ORGANİZASYON FİRMASI

PORTAXE SHINE

YILIN ETKİNLİK MEKANI

 

 

Ramoğlu: Şeffaf plakların en büyük avantajı estetik

0

Diş telleri ve şeffaf plaklar iki ayrı ortodontik tedavi yöntemi. Bu yöntemlerden hangisi ile daha iyi ortodontik tedavi yapılabildiği konusunda kafa karışıklıkları söz konusu.  Aslında her iki yöntemin de belirli avantaj ve dezavantajları olduğu biliniyor. Uzmanlar, bu noktada doğru teşhis ile hastaya uygun ortodontik tedavi planının yapılmasının önemine dikkat çekiyor.  

‘‘Şeffaf plakların en büyük avantajı estetik’’

Ortodonti Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Ramoğlu, günümüzde yüz estetiği kavramının daha fazla önem kazanmasıyla ortodontinin her yaş grubundan hastanın talep ettiği konservatif bir tedavi yöntemi olarak öne çıktığını belirtti. Özellikle dişlerinde şekil, boyut ve renk sorunları olmayan sadece dişlerinin sıralanma bozukluğu nedeniyle estetik problemler yaşayan hastalar, dişlerinin doğallığından ödün vermeden estetik ve sağlıklı bir gülüşe sahip olmayı istiyor ve bu ortodontik tedavi ile mümkün. Prof. Dr. Ramoğlu, teknolojinin gelişimiyle birlikte ortodontide daha estetik tedavi yöntemleri sunmasının bu alana olan ilgiyi arttırdığını ifade etti. Geleneksel ortodontide kullanılan metal braketlere alternatif olarak üretilen şeffaf plakların, adından da anlaşılacağı üzere, transparan yapıları sayesinde daha az görünür olduklarını ve estetik çözümler arayan hastaların tercih sebebi olduğunu da sözlerine ekledi.

‘‘Şeffaf plaklarla ağız hijyenin sağlanması daha kolay’’

Şeffaf plakların avantajlarıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. İlhan Ramoğlu, ‘‘Oral hijyeninin daha kolay sağlanabiliyor olması önemli bir avantaj. Sabit tedavilerde, dişlerin üzerine yapıştırılan braketler ve bu braketlerin içinden geçen teller çevresinde yiyecek kalıntılarının tutunması için uygun alanlar oluşur. Bu alanlar sadece yiyeceklerin tutunmasını kolaylaştırmayacak, aynı zamanda dişlerin temizlenmesini de güçleştirecektir.” dedi. Bu nedenle istenilen temizlik seviyesine ulaşılabilmesi için ek metodlara ihtiyaç olacağını söyleyen Prof. Dr. Ramoğlu, harcanan sürenin de artacağını belirtti. Şeffaf plak tedavisinde dişlere yerleştirilen ataçmanların retantif özelliğinin oldukça düşük olduğunu kaydeden İlhan Ramoğlu, “Haliyle şeffaf plaklarla ağız bakımını daha kolaydır. Ancak, her iki teknikte de hekimin talimatlarına uyulduğu takdirde de oral sağlığı korumak mümkündür.’’ şeklinde konuştu.

‘‘Braketlerin kopma riski var’’

Sabit tedavide kullanılan braketlerin dezavantajından da bahseden Prof. Dr. Ramoğlu, braketlerin tedavi sonunda söküleceği için belirli bir kuvvete dayanacak şekilde dişlere yapıştırıldığını ve özellikle sert veya içerisinde çekirdek bulunan gıdaların tüketilmesi gibi bazı beslenme alışkanlıklarının braketlerin dişten ayrılmasına sebebiyet verebileceğini ifade etti. Bu durumun ek randevular, uzayan tedavi süresi ve ek maliyetlere sebebiyet vereceği konusunda hastaları uyarırken şeffaf plak kullanan hastaların beslenme alışkanlıklarından daha az ödün verdiklerini belirtti.

‘‘Şeffaf plağın en büyük dezavantajı kontrolün hastada olması’’

Şeffaf plakların kullanımı ile ilgili hastalara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Ramoğlu,  ‘Braketler ile yapılan tedaviye ‘‘sabit tedavi’’ denmesinin sebebi braketlerin dişlere yapıştırılmış olmasıdır. Dolayısıyla hasta tarafından çıkarılmaları söz konusu değildir. Ancak, şeffaf plaklar kolayca çıkartılıp takılabilir. Yemek veya kahve-çay araları gibi sebeplerle plakların ağız dışında kaldığı süreler uzarsa, tedavinin başarısız olması söz konusu olabilir.’ dedi.

‘‘Plağın yeterli süre kullanılmaması başarısızlık nedeni’’

Prof. Dr. İlhan Ramoğlu, şeffaf plakların günlük ortalama 20-22 saatlik kullanımını tavsiye etti. Apareyin uzun süre ağız dışında kalmasının, planlanan hareketlerin gerçekleşememesine ve apareyin uyumsuzluğuna neden olacağını aktardı. Uyumu bozulan apareyin, kuvvet iletiminde planın dışına çıkılmasına ve hastaların beklenenden daha fazla ağrı duymasına neden olabileceğini belirtti. “Böyle durumlarda, dişlere ait güncel kayıtların alınması ve yeni apareylerin üretilmesi gerekir. Bu durum, zaman ve maddi kayıplara sebebiyet verecektir.’ diyen Prof. Dr. İlhan Ramoğlu, önemli bir noktaya dikkat çekti.

‘‘Şeffaf plaklarla randevu aralıkları istenildiği gibi ayarlanabilir’’

Prof. Dr. Ramoğlu’na göre şeffaf plaklarla tedavide randevu aralıkların istenildiği gibi ayarlanabilmesi özellikle yurt dışı veya yoğun programı olan hastalar için tercih sebebi. Sabit tedavi, hekimin yaklaşık ayda bir olacak şekilde rutin kontrollerle ilerlemeli. Esasen şeffaf plak hastalarında da rutin kontoller tercih edilse de hastanın aparey kullanımının iyi olduğu durumlarda çok daha geniş aralıklarla randevular verilebilir hatta hasta online olarak uzaktan takip edilebilir.

‘‘Braketlerin tedavi yelpazesi daha geniş’’

Prof. Dr. Ramoğlu son olarak şeffaf plak teknolojisi ne kadar ilerlemiş olsa da bazı diş hareketlerinde braketlerin hala daha etkin olduğu gözlemlenmediklerini belirtti. Bu farkın, kullanılan apareylerin materyal özelliklerinden kaynaklanabileceği söyledi. ‘‘Braketler ve teller tamamen hekimin kontrolü altında olduğu için tedavi esnasında istenilen modifikasyon klinikte kolaylıkla yapılabilir ve tellerin yapısal özellikleri gereği istenildiğinde daha keskin sonuçlar elde edilebilir.’’ diye ekledi.

Ayrıca her iki teknikte de ağız içine yeni bir şeylerin yerleştirilmesinin yumuşak dokularda irritasyona sebebiyet verebileceğini ancak sabit tedavi hastalarında özellikle tedavinin başında bu tarz yumuşak doku yaralanmalarına daha sıklıkla rastlandığını belirtti. ‘‘Bu durum ne kadar geçici de olsa da hastanın yaşam konforunu etkileyebilir’’ dedi.

Prof. Dr. Sabri İlhan Ramoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

 ‘‘Doğru bir teşhisin üzerine bina edilecek doğru bir tedavi planlaması yapıldıktan sonra her iki tekniğin vakaya ve hastanın beklentilerine uygunluğu bu alanda uzman olan hekim tarafından hastaya detaylı olarak anlatılmalıdır ve hastaya en uygun yöntem böyle seçilmelidir. Tüm bunlar detaylı bir şekilde konuşulduktan sonra her iki teknik ile doğru belirlenmiş tedavi hedeflerine ulaşılması mümkündür.’’

‘Bilinçsizce Kullanılan Vitamin Takviye Edici Gıdalar Tehlike Saçıyor!’

0

Son yıllarda, sağlıklı yaşam ve hastalıklardan korunma adına gıda takviyelerine olan ilgi giderek artmaktadır. Ancak, bu takviyelerin yanlış ve bilinçsiz kullanımı, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Dahiliye Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Açık, gıda takviyelerinin doğru şekilde kullanılması gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu.

Dr. Açık, gıda takviyelerinin ilaç olmadığını vurgulayarak, “Gıda takviyeleri, normalde vücudumuzun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini almak için kullanılır. Ancak, bunların bilinçsiz kullanımı, bazı sağlık problemlerine yol açabilir” dedi. Takviyelerin, özellikle sosyal medya ve influencerların etkisiyle çok yaygın bir şekilde kullanıldığını belirten Dr. Açık, “Pandemi dönemiyle birlikte insanlar, bağışıklıklarını güçlendirebilmek adına her türlü takviyeyi almaya başladılar. Ancak bu durum, bazı ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor” şeklinde konuştu.

‘Sosyal medya üzerinden verilen önerilere kulak asılmamalı’

Dr. Hasan Açık, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgilerle gıda takviyelerinin gereksiz yere kullanılmasının sağlık açısından tehlikeli olabileceğine dikkat çekti. “Doğru takviyeyi doğru kişi ve doğru zamanda alırsanız bir zararı yoktur. Ancak, kendi kendine yapılan yanlış kullanımlar, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” diyen Açık, örnek olarak şunları verdi:

  • Uzun süreli selenyum kullanımı, kemik iliği kanserine yol açabilir.
  • Aşırı C vitamini alımı, böbrek taşı ve ishal gibi sorunlara neden olabilir.
  • Yanlış magnezyum türevleri mide problemlerine yol açabilir.
  • Kan sulandırıcı etkisi olduğu için, kanama problemi olan kişilerde ciddi sağlık risklerine neden olabilir.
  • Aşırı dozda kullanımı, kan pıhtılaşmasını artırarak felç veya kalp krizi riskini yükseltebilir.

‘Hekim kontrolü önemli’

Dr. Açık, “Bireylerin vitamin ve mineral takviyesi almadan önce bir uzmandan onay alması büyük önem taşır. Özellikle internet ve sosyal medya üzerinden yayılan bilgilerle hareket edilmemeli, doktorlar ve diyetisyenlerle bu konuda görüşülmelidir” şeklinde uyardı.

Dr. Açık, insanların sağlıklı kalma ve güzel yaşlanma isteği gibi psikolojik faktörlerin, gıda takviyesi kullanımını tetiklediğine dikkat çekti. “Birçok insan, sağlıklı kalmak ve yaşlanmayı ertelemek için bu takviyelere başvuruyor. Kendilerini araştırdıklarını ve sağlık okuryazarlıklarının yüksek olduğunu düşünüyorlar. Ancak, sosyal medya ve influencerlar üzerinden yapılan tanıtımların çok doğru olamayabileceğini unutmamak gerekir. Bu kişiler, geride kalmama isteğiyle, bazen doğru veya yanlış olmasına bakmadan bu takviyeleri almaya başlıyorlar” diye belirtiyor, vitamin takviyesi ile ilgili süreçleri şu şekilde açıklıyor:

“Biz genellikle vitamin takviyesi önerdiğimizde, hastalarımız öncelikle bir şikayetle başvururlar. Şikayetin ardından, hastaya ikincil olarak kan tetkikleri yapıyoruz. Bu tetkikler sayesinde hangi vitaminin eksik olduğunu ve hastada herhangi bir kansızlık olup olmadığını belirliyoruz. Yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, uyuşma gibi semptomlar, bu eksikliklerin işareti olabilir. Bu durumda, gerekli ilaçları yazıyoruz. Ancak bazı hastalarda, kan tahlillerinde vitamin seviyeleri normal olsa da şikayetler devam edebiliyor. Bu gibi durumlarda, normal dozların yetersiz olduğunu düşünerek, örneğin B12 veya magnezyum gibi takviyeleri normal seviyenin biraz üzerine çıkararak eklemeyi tercih edebiliyoruz. Bu, hastanın şikayetlerini daha hızlı çözebilmek için önemli bir yaklaşımdır.”

‘Bilinçsizce kullanılan takviyeler organ hasarına yol açabiliyor’

“Doğru takviyeyi, doğru kişi ve doğru zamanda aldığınızda teknik olarak zararı yoktur. Örneğin, D vitamini doğru dozajda alındığında bir zarar oluşturmaz. Ancak, son yıllarda sıkça karşılaştığımız bir örnek olan selenyum takviyesi hakkında uyarıda bulunmak gerekir. Selenyum, kronik kullanımda kemik iliği kanserlerine yol açabilir. Bu yüzden takviye kullanımı kişiye özel ve doktor önerisiyle yapılmalıdır.

C vitamini, gereksiz şekilde fazla alındığında böbrek taşı ve ishal gibi sorunlara neden olabilir. İnsanlar, daha sağlıklı olmak adına C vitamini dozlarını gereksiz yere artırabiliyorlar. Oysa, vücut günde 1 gramın üzerinde C vitamini almadığında bu vitamini emememektedir. Bir diğer sık karşılaşılan hata ise magnezyum türevlerinin yanlış kullanımıdır. Özellikle bazı eski form magnezyum formları mideyi rahatsız eder, ancak insanlar buna rağmen kullanmaya devam edebiliyorlar.

Omega-3 yağ asitleri ise kan pıhtısını azaltıcı etkisiyle bilinir. Ancak, kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar, doktor onayı olmadan omega-3 kullanmamalıdır. Ayrıca son yıllarda popüler olan D ve K vitamini kombinasyonları, doğru kullanıldığında kemik sağlığına faydalıdır. Ancak menopoz sonrası dönemde veya kalp krizi geçirmiş, felç geçirmiş kişilerde yanlış kullanım pıhtılaşmayı artırarak kalp krizi veya felç riskini tetikleyebilir.

A vitamini ise aşırı kullanıldığında karaciğer hasarına yol açabilir. Bu sebeple, göz sağlığı ve cilt sağlığı için A vitamini kullanan kişilerin düzenli olarak karaciğer enzimlerini kontrol ettirmeleri gerekmektedir.

Son olarak, yüksek dozda kalsiyum ve D vitamini kullanan kişilerde böbrek taşı ve böbrek hasarı gelişebilir. Bu takviyeler, kemik sağlığını artırmak amacıyla kullanılsa da, fazla alındığında böbreklerde birikim yaparak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.”

Dr. Hasan Açık, vitamin takviyelerinin bilinçli ve doktor önerisiyle kullanılmasının son derece önemli olduğunu vurguluyor. Takviyeler hakkında yapılan araştırmaların her zaman doğru olmayabileceğini belirterek, vatandaşların internet üzerinden aldıkları bilgileri profesyonel bir sağlık uzmanına danışarak değerlendirmeleri gerektiğini ifade ediyor.

Tüp bebek tedavisinde hangi testler yapılıyor?

0

Tüp bebek tedavisi doğal yollarla çocuk sahibi olamayan çiftler için uygulanan bir yardımcı üreme yöntemidir. Dr. Öğr. Üyesi Deniz Özgen tüp bebek tedavisinde önemli bilgilendirmelerde bulundu.

Hangi Testler Yapılıyor?

Bir sorunu tanımlamadan çözümüne ulaşmak mümkün değil. Eğer korunmasız düzenli birlikteliğe rağmen 1 yıl boyunca gebelik oluşmamış ise bir sorunun varlığından bahsedebiliriz.  Sonra da sorunun ne olduğunu anlayabilmek için ilk etapta muayene, sonrasında da bir takım testler yapılması gerekir.

Erkeklerin sperm analizi yaptırarak sperm değerlerinin kontrol edilmesi bu testlerden biridir. Kadınlarda ise yumurtalık hormonlarının yanında tiroid ve süt bezi hormonlarının da kontrol edilmesi gerekmekte. Hormon tahlilleri yumurtalıkların çalışması hakkında fikir verebilirken, rahim filmi de tüpler ve rahimde fiziksel bir sorun olup olmadığı hakkında bilgi verir. Bu testlerin sonuçlarına göre uygun tedavi protokolü seçilir. Tüp bebek tedavisi, bu tedavi yöntemleri arasında en etkili yöntemdir.

Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanır?

Tüplerde ve sperm değerlerinde sorun olan, yumurtalık rezervi azalmış olan veya ileri yaştaki hastalarda tüp bebek tedavisi ön plana çıkmaktadır. Bu tedavi yönteminde yumurtalıklar uyarılarak yumurta hücresi elde etmeye çalışılır. Bu yumurtalar anestezi altında toplandıktan sonra hastanın eşinin verdiği spermlerle laboratuvar şartlarında birleştirilerek döllenmeleri sağlanır. Rahim hazırlığının ardından döllenmiş yumurta rahim içine yerleştirilir. Tüm süreç tedavinin başından itibaren 15-20 gün civarında sürmekte, yumurta toplama işlemi de anestezi altında yapıldığı için hastalarımız ağrılı bir süreç yaşamamaktadır. Sanılanın aksine, hastalarımız tüm bu süreçte aktif yaşantılarından kopmamakta, normal hayatlarını devam ettirebilmektedirler. Özellikle 35 yaş üzeri hastalarda yumurtalık rezervi ve kalitesinde düşme, gebelik şansını azaltabilmektedir. Bu yüzden, anne baba olmayı planlayan çiftlere önerimiz, 1 yıl boyunca gebelik oluşmaması durumunda zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurmaları, zaman kaybetmemeleri olacaktır.

Tiroid Kanseri Sessiz İlerliyor

0

Kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülen tiroid kanseri, kadınlarda en sık 40-50 yaş erkeklerde ise 60-70 yaş aralığında görülüyor.

Başlangıç dönemlerinde genel belirgin bir bulgu vermeyen tiroid kanserlerinin ilerleyen dönemde farklı bulgularla ortaya çıktığını belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferit Kerim Küçükler, tiroid kanserinin nodül içindeki hücrelerin kontrolsüz şekilde büyümesiyle ortaya çıktığını belirterek tiroid hastalığı hakkında bilgiler verdi.

Başlangıç dönemlerinde genelde belirgin bir bulgu vermeyen tiroid kanserlerinde, ilerleyen dönemlerde ise hızlı büyüyen tiroid nodülü, ses kısıklığı, öksürük, yutma güçlüğü ve boyunda lenf bezesi büyümesi görülebiliyor. Bu nedenle nodül takibinde düzenli tiroid ultrasonografisi çektirmek büyük önem taşıyor. Tiroid kanseri hakkında bilgiler veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferit Kerim Küçükler hastalığın görülme oranları ve nedenleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülen tiroid kanseri, kadınlarda en sık 40 – 50 yaş aralığında görülürken, erkeklerde ise 60 – 70 yaş arasında görülüyor. Her yüz bin kişinin, beş ile onunda tiroid kanseri saptanıyor. Ultrasonografinin daha sık kullanılmaya başlamasından bu yana tiroid kanseri daha fazla sayıda saptanıyor. Ailede tiroid kanserinin olması, obezite, iyot düzeyinin çok düşük veya çok yüksek olması, radyasyon ve kadmiyum maruziyeti gibi çevresel faktörler tiroid kanseri için risk faktörü oluşturuyor. Genel olarak tiroid kanserinde ölüm riski düşük olurken hastalığa göre farklılık gösterebiliyor. Hafif seyreden tiroid kanseri tiplerinde ölüm riski milyonda beş hastayken, hızlı ve kötü seyreden anaplastik kanser gibi tiplerde bu oran yükseliyor.”

TİROİD KANSERİ TANI VE BULGULARI

Normal tiroid hücrelerinin aşırı derecede çoğalması, tiroid bezi içerisinde “nodül” dediğimiz yumru şeklinde oluşumlara yol açıyor diyen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferit Kerim Küçükler “Nodül içerisindeki hücreler kontrolsüz büyürse tiroid kanseri gelişir. Tiroid nodüllerin sadece yüzde 5-10 kadarında tiroid kanseri saptanır. Tiroid ultrasonografisi şüpheli nodülleri saptamak için en hassas yöntem. Tomografi, MR ve tiroid sintigrafisi tanı amaçlı kullanılmaz. Tiroid nodülünüz risk faktörleri taşıyorsa tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılması gereklidir. Tiroid nodülü için risk faktörleri; düzensiz sınırlı olması, içinde kireçlenme odakları bulunması, düzensiz kanlanma odakları olmasıdır. Tiroid kanserini saptayabilen bir kan testi bulunmuyor” dedi.

TİROİD KANSERİ ÇEŞİTLERİ

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferit Kerim Küçükler tiroid kanserlerinin hücresel özelliklerine göre sınıflandırıldığını belirterek, tiroid kanseri çeşitlerini açıkladı:

Papiller tiroid kanseri: Hastaların %80’inde bu kanser tipi görülür. Bu hastalarda boyundaki lenf bezelerine yayılım olsa bile tedaviye çok iyi yanıt verirler ve genelde yaşam süresini etkilemezler.
Foliküler tiroid kanseri: Hastaların %15’inde bu kanser tipi görülür. Akciğer ve kemik gibi organlara yayılım yaptığında hastalık seyri papiller kanserlerden daha ağır olabilir.
Medüller tiroid kanseri: Nadir görülen kanserlerdir. Ailevi geçişler olabileceği için ayrıntılı değerlendirmeler yapılır.
Anaplastik tiroid kanseri: Bu kanser de nadir görülür ve tedaviye cevabı iyi değildir.

TİROİD KANSERİ TEDAVİSİ CERRAHİ OPERASYON GEREKTİRİYOR

Tiroid kanserinin tedavisinin cerrahi operasyon olduğunu belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferit Kerim Küçükler tiroid kanseri tedavisi hakkında şu açıklamalarda bulundu:

“Hastalık değerlendirmesine göre tek tiroid lobu (lobektomi) veya her iki lob (total tiroidektomi) operasyonla çıkarılır. Bazı durumlarda lenf bezelerinin de çıkarılması gereklidir. Operasyon sonrası gerekli durumlarda radyoaktif iyot tedavisi ile kalan tiroid hücrelerinin de yok edilmesi sağlanır. Total tiroidektomi uygulanan hastalarımızın ömür boyu tiroid hormonu kullanmaları gereklidir. Tiroid kanserlerinde kemoterapi ve radyoterapi nadiren kullanılır. Hastanın ileri yaşta olması, tümörün tipi, büyüklüğü ve yayılım göstermiş olması hastalık seyrini olumsuz etkiler.”

Açıklamalarına devam eden Küçükler şunları söyledi; “Akciğer, karaciğer ve kemiklere yayılan tiroid kanseri hücrelerini öldürmek için sıcak ve soğuk kullanılabilir. Radyofrekans ablasyonu tedavisinde, elektrik enerjisi kullanılarak, kanser hücreleri yüksek ısı ile öldürülür. Kriyoablasyon tedavisinde ise kanser hücrelerini dondurarak öldürmek için bir gaz kullanılır. Bu tedavi yöntemleri küçük kanser alanlarını kontrol etmeye yardımcı olabilir.”

Yanaşoğlu: Kapalı, Havasız ve Kalabalık Ortamlar Riskli

0

Kış aylarında çocukların hastalıklara daha yatkın olduğuna dikkat çeken Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Emine Yanaşoğlu, çocukları hastalıklardan korumanın yolları hakkında bilgi verdi.

Kış aylarında havaların soğuk olması sebebiyle burun ve boğazın aşırı kurumasına bağlı koruyucu mekanizmaların çalışmadığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Emine Yanaşoğlu, sürekli kapalı alanlarda kalınması sebebiyle enfeksiyon bulaşının artması,  kış aylarında daha sağlıksız besinlere yönelmek, hareketsizliğin azalması ile vücut direncinin düşmesinin hastalıklara neden olduğunu vurguladı.

Kapalı, Havasız ve Kalabalık Ortamlar Riskli

Düzce Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Yanaşoğlu, kış aylarında çocuklarda en sık grip, farenjit, orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit ve zatürre görüldüğünü de sözlerine ekledi.

Çocukların dışarda soğukta vakit geçirmesinin riskli olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Yanaşoğlu, “Çocukların kışın daha çok hastalanmasının sebebi soğukta vakit geçirmesi değil, kapalı, havasız ve kalabalık ortamlarda uzun süre vakit geçirmesidir.” dedi.  

“Hastalıklardan Korunmanın En Önemli Kriteri Hijyen Kurallarına Uymaktır”

Okulda ve kreşte hastalıkların daha hızlı yayılmasını önlemek için ebeveynlere tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yanaşoğlu,  “Çocuklar okul öncesi doktor kontrolünden geçmeliler ve eksik vitamin, mineralleri yerine konmalıdır. Çocuğun okul döneminde bağışıklığını güçlü tutmak için dengeli ve kaliteli beslenmesi sağlanmalıdır. Hastalıklardan korunmanın en önemli kriteri hijyen kurallarına uymaktır. Enfeksiyonlar en çok çocukların ellerini ve kirli materyalleri ağzına sokmaları ile yayılır. Bu nedenle çocuğa yemekten önce ve sonra, tuvaletten çıkarken ellerini su ve sabun ile yıkaması öğretilmelidir. Ebeveynler hastalıkların yayılımını önlemek için hasta çocuklarını okula göndermemelidir. Bu konuda herkesin aynı hassasiyeti göstermesi gerekmektedir. Çocukluk çağı aşıları mutlaka zamanında yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Güçlü Bir Bağışıklık İçin Spor Çok Önemlidir”

Çocuğun okul döneminde bağışıklığını güçlü tutmak için dengeli ve kaliteli beslenmesinin önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Yanaşoğlu, “Güçlü bir bağışıklık için spor çok önemlidir. Çocuklarımıza yaşına uygun spor aktiviteleri mutlaka yaptırmalıyız.  Yine uyku düzeni bağışıklık sistemi için çok önemlidir.” diye konuştu.

6 ay üstündeki tüm çocukların grip aşısı olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Emine Yanaşoğlu, “Astım, diyabet, kalp hastalığı, böbrek hastalığı, nörolojik ya da nöromuskuler hastalıkları olan çocuklara mutlaka öneriyorum. Aşılamadan önce mutlaka hekim görmeli ve aşıya uygunluğu değerlendirilmelidir.” şeklinde açıklamasını sonlandırdı.