Ana Sayfa Blog Sayfa 37

Özcan: Kadına şiddet aynı zamanda çocuğa şiddettir

0

Her geçen gün artış gösteren şiddet haberlerinde şüphesiz ‘kadına şiddet’, ilk sırada yer alıyor. Yapılan araştırmalarda gösteriyor ki; dünyada her üç kadından biri, eşi ya da partneri tarafından fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalıyor.

Kadına yönelik şiddetin en sık yaşanan insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, şiddetin kadınlar için hayati bir tehdit olması yanında, toplumsal açıdan da birtakım yıkımlara neden olduğunu vurguluyor. Klinik Psikolog Özcan; “kadına yönelik şiddetin failleri, yaşadığımız sosyal çevrede, iş hayatımızda veya her gün geçtiğimiz yollarda yani kısaca, hayatımızın bir tarafında varlığını sürdürüyor. Tam da bu nedenle, şiddet sadece şiddete maruz kalan kadınları değil; beraberinde çocuklarını, ailelerini ve içerisinde var olduğu toplumu da aynı çark içerisine almış oluyor” dedi.

“Kadına şiddet aynı zamanda çocuğa şiddettir”

Şiddete tanık olmanın çocuklar için hem kısa hem uzun vadede sıkıntılı sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan; “Kadına yönelik şiddet, her zaman ve her koşulda çocuğa yönelik şiddetin de ta kendisidir. Çocuklar doğrudan şiddete uğramadıkları halde şiddete tanık olmak da çocuklarda; uyku bozuklukları, gelişimsel bozukluklar, saldırganlık ve kaygılı bir yapıya zemin oluşturuyor. Bunun yanında şiddeti ve şiddetin sonuçlarını gözlemleyen bazı çocuklar, çatışmaları çözmenin yolunu şiddet olarak kodlayabiliyor. Bu durum ve kodlama hem toplumda şiddet çarkının devamını hem de şiddete maruz kalan kadınlar ile beraber çocuklarına bilinçaltında ‘nesiller arası travma’ olarak aktarılıyor.” diyor.

“Şiddet sadece bireysel değil aynı zamanda yapısal bir sorun”

Kadına yönelik şiddeti tek başına, bireysel bir sorun olarak ele almanın eksik kalacağını belirten Klinik Psikolog Özcan; “Ataerkilliğin izlerinin var olduğu toplumlarda, kadın ve erkekler arasındaki ‘eşitsiz güç’ veya güç üstünlüğü inancı, kadına yönelik şiddetin önemli nedenleri arasında. Dolayısı ile şiddetin nedenlerini sadece bireysel düzey çerçevesinde ele almak doğru olmayacaktır. Şiddet, yapısal düzeylerin bir sonucu olarak da varlığını sürdürüyor.” dedi.

“Şiddetin türü her ne olursa olsun; korku, kafa karışıklığı, öfke, uyuşma ve daha birçok duygu karmaşası sürece eşlik eder. Hatta kadınların bazıları, şiddete uğradığı için suçluluk ve utanç duygularını hissedebilir. Sosyal izolasyon, keyif alınan şeylere yönelik ilgi kaybı, düşük benlik algısı ise; kadına yönelik şiddet sonucunda sıklıkla karşımıza çıkan semptomlar arasında yer alıyor. Travma sonrası stres bozukluğu (TSBB), depresyon, kaygı bozuklukları ile alkol ve madde kullanım bozukluğu, şiddetin ardından kadınların yaşantısına dahil olabilen diğer ruhsal bozukluklardır. Korkutucu ve şok edici bir olayın ardından; travma sonrası stres bozukluğunda kişi kolayca irkilebilir, ani öfke patlamaları yaşayabilir ve uyumakta güçlük çekebilir. Hatta zaman zaman kişilerin, olay ile ilişkili ya da olaydan bağımsız bazı sahneleri hatırlamakta güçlük çektiğine de rastlayabiliriz.”

“Şiddete maruz kalma süreci ne kadar uzun sürerse, kadın çok daha yoğun bir hasara maruz kalacaktır. Hatta bazen şiddet süreci sonlandığında dahi şiddetin psikolojik etkileri uzun süreler devam edebilir. Fiziksel veya psikolojik şiddetin herhangi bir türüne doğrudan veya dolaylı maruz kalma durumunuz varsa, bir ruh sağlığı uzmanından yardım almak atılacak ilk adımlardan olmalıdır.”

Mahmut Görgen, Bugün PowerTürk FM’in Guest DJ’i Oluyor

0

Son dönemde yaptığı aranjeler ve canlı performanslarıyla adından sıkça söz ettiren aranjör ve DJ Mahmut Görgen, bugün(4 Ekim) saat 21:00 – 23:00 arası PowerTürk FM’de Guest DJ olarak dinleyicilerle buluşuyor. Türkçe müziğe getirdiği modern deep house dokunuşlarla büyük beğeni toplayan Mahmut Görgen, belirli aralıklarla PowerApp’te setlerini paylaşarak geniş bir kitleye ulaşıyor. Bu özel yayında ise iki saatlik bir performans sergileyecek.

Mahmut Görgen, özellikle Türkçe deep house aranjeleri ve enerjik sahne performanslarıyla dikkat çekiyor. Bu Cuma akşamı PowerTürk FM’de dinleyicilere unutulmaz bir set sunarak hem eski hem de yeni hayranlarını coşturacak.

Türkçe müziğin en güçlü sesleriyle dolu bu performansı kaçırmamak için Cuma akşamı saat 21:00’de PowerTürk FM’i dinlemeyi unutmayın!

Lefkoşa Fotomaraton Yarışmasında Ödüller Verildi

0

Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) ile Yıltan Taşçı Akademi iş birliğinde bu yıl 3. kez düzenlenen Lefkoşa Fotomaraton Fotoğraf Yarışması’nın ödül töreni ve sergi açılışı, Merkez Lefkoşa’da düzenlenen etkinlikle gerçekleştirildi. LTB Başkanı Mehmet Harmanc, Yıltan Taşçı Akademi Direktörü Yıltan Taşçı, FODER Başkanı Ramadan Gümüşok, Süleyman Ergüçlü’nün oğlu Ziya Ergüçlü, bazı belediye meclis üyeleri ve fotoğraf sanatçılarının yer aldığı etkinlikte sergileme ve ödül alan eserler incelendi. 17 fotoğrafçının 30 fotoğrafının sergilemeye layık görüldüğü yarışmada Mustafa Evirgen, Emel Samioğlu ve Ceyhan Özyıldız’dan oluşan seçici kurul değerlendirmesinde birincilik ödülü Veysi Canateş’in olurken, Elena Hristoya hem ikincilik hem de üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Bu yıl ilk kez verilen “Süleyman Ergüçlü Özel Ödülü”ne ise Tevfik Ulual’ın eseri layık görüldü.

 Başkan Harmancı: “Bir işin değeri gelenekselleştiğinde artar”

LTB Başkanı Mehmet Harmancı, Fotomaraton’dan çıkan fotoğrafların LTB’nin arşivine ve belleğine büyük bir zenginlik katacağını ifade ederek, bu organizasyonların artırılarak devam etmesi taraftarı olduklarını ve bir işin değerinin gelenekselleşmeye başladığında arttığını vurguladı.

 “Haspolat’taki kuş popülasyonu artacak ve çok daha güzel fotoğraflar çekilecektir”

Haspolat Arıtma Tesisi’nde çok güzel doğa fotoğrafları çekildiğini ve son zamanlarda LTB’nin orada doğaya müdahale ettiği tartışması oluştuğunu hatırlatan ve bunun bir iletişimsizlikten kaynaklandığını söyleyen Başkan Harmancı, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bazı yargılara erken varılması sonucu eleştiri yapılıyor. Oradaki havuzların hiçbirinin rutininden ayrılma gibi bir durumu söz konusu değildir. O alanın aslında sıkıntılı olan yerlerinin rehabilitasyonu yapılıyor. Eski septik arıtma tesisi halen daha peynir altı suyu, mezbaha kanları ve vidanjör atıklarını kabul ediyordu. Tüm bunlar oradaki doğal yaşamı yok eden noktalardı. Bu proje ile birlikte artık eski tesise bunlar kabul edilmeyecek. Bunları ordan kaldırmak çevreye yapılmış en büyük iyiliktir, en büyük katkıdır. Orada yapılan doğal hayatı dünden çok daha zenginleştiren bir uygulamadır. Bölgedeki kuş popülasyonu artacak ve çok daha güzel fotoğraflar çekilecektir” 

Taşçı: “Fotomaraton bir er meydanıdır”

Etkinlikte bir konuşma yapan Yıltan Taşçı Akademi Direktörü Yıltan Taşçı, geçmiş yıllarda Fotomaratonu er meydanı olarak tanımladığını ve bunun bazı kişiler tarafından çok iddialı bir söz olarak değerlendirildiğini anımsatarak, Photoshop programı kullanmadan 48 saat içinde teknik bir çekim yapmanın kolay olmadığını belirterek, sözünün arkasında olduğunu tekrarladı. Eleştirilere açık olduklarını ancak bunun yapıcı olmasının önemli olduğunu ifade eden Taşçı, bu bakımdan ilk maratonun 8 saat olan süresini ikinci ve üçüncüde 48 saate çıkardıklarını ve gece çekimlerini de eklediklerini belirtti.

“Çok daha nitelikli çekimlerle karşılaştık”

3.Fotomaratonda önceki iki yıla göre daha nitelikli çekimlerle karşılaştıklarını ve jürinin zorlandığını gördüğünü dile getiren Taşçı, LTB Başkanı Mehmet Harmancı’ya teşekkür ederek, sponsor olmaları sayesinde bu organizasyonu gerçekleştirdiklerini de sözlerine ekledi.

 Ödüller verildi, sergi açıldı

Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Birincilik ödülünü alan Veysi Canateş ödülünü LTB Başkanı Mehmet Harmancı’nın elinden alırken, ikinci ve üçüncülük ödülünü kazanan Elena Hristoya ödüllerini Yıltan Taşçı ve Merih Akoğul’dan aldı. Bu yıl verilen “Süleyman Ergüçlü Özel Ödülü”nün sahibi olan Tevfik Ulual’a bu ödülü Süleyman Ergüçlü’nün oğlu Ziya Ergüçlü verdi. Fotomaraton sergisi Merkez Lefkoşa’da 14 Ekim Pazartesi tarihine kadar fotoğraf severlerin ziyaretine açık olacak.

Simge, Harbiye’de Yeni Şarkıların Müjdesini Verdi!

0

Türk pop müziğinin güçlü sesi Simge, Jolly Joker Harbiye Açıkhava Konserleri serisi kapsamında önceki akşam İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda unutulmaz bir performansa imza attı. Sezon başında verdiği konserle büyük ilgi gören Simge, bu yıl ikinci kez Harbiye’de sahne aldı. Hayranlarının yoğun ilgisiyle karşılaşan sanatçı, seslendirdiği hit şarkılarıyla izleyenlere müzik dolu bir gece yaşattı.

Simge, özel olarak tasarlanan gösterişli sahne dekoru ve Raisa Vanessa imzalı kıyafetleriyle dikkat çekti. Şıklığı ve enerjisiyle göz dolduran sanatçı, görsel bir şölen sunarken, güçlü sesi ve başarılı sahne performansıyla izleyicilerini büyüledi. Simge sahneye adım attığı andan itibaren kopan coşku dolu alkışlar, gece boyunca dinmeyen bir enerji yarattı.

Konser sırasında duygularını dile getiren Simge, “Harbiye’de sahne almak benim için her zaman heyecan verici ve özen gösterdiğim bir durum. Sizlerle yeni şarkılarımı paylaşmak için sabırsızlanıyorum, çok güzel şarkılarım var” diyerek dinleyicilerine yeni projelerinin de müjdesini verdi.

Talk Shov Perileri” İkinci Sezona Oğuzhan Koç İle Başladı!

0

Berfu Yenenler’in YouTube’da ilgiyle izlenen ve her hafta ünlü isimleri ağırladığı “Talk Shov Perileri” programı, ikinci sezonuna yoğun ilgiyle başladı. İzleyicilerin merakla beklediği yeni sezonun ilk bölümünde, ünlü şarkıcı ve oyuncu Oğuzhan Koç, Berfu Yenenler’in konuğu oldu. Eğlenceli dakikaların yaşandığı bölümde ikili, birlikte pasta üfleyerek sezonun açılışını kutladılar.

Programda, Oğuzhan Koç ve Berfu Yenenler’in samimi sohbeti ve kahkahalarla dolu anları dikkat çekti. Sezona dair konuşmalar yapılırken, Koç müzik ve oyunculuk kariyerindeki özel anıları da izleyicilerle paylaştı. İkilinin enerji dolu performansı, yeni sezona neşeli bir başlangıç oldu.

Berfu Yenenler’in ünlü isimlerle gerçekleştirdiği keyifli sohbetler, “Talk Shov Perileri”ni YouTube’da popüler bir program haline getirdi. Yenenler, ikinci sezonun devamında da sürpriz konuklar ve eğlenceli içeriklerle izleyicileri ekran başına kilitlemeye devam edecek.

Sefo’dan Yeni Hit: “Kaçak Göçek” Müzikseverlerle Buluştu

0

Türk rap müziğinin en popüler isimlerinden Sefo, merakla beklenen yeni şarkısı “Kaçak Göçek” ile hayranlarının karşısına çıktı. Söz ve müziği Sefo’nun imzasını taşıyan bu etkileyici şarkı, sanatçının özgün tarzını bir kez daha müzikseverlerle buluşturuyor. Dinleyicilere enerjik ve dinamik bir müzikal deneyim sunan “Kaçak Göçek”, Sefo’nun kendine has anlatım tarzıyla kısa sürede dikkatleri üzerine çekti.

Şarkının düzenlemesinde ise başarılı prodüktör Aerro’nun imzası bulunuyor. Aerro’nun modern ve yenilikçi dokunuşlarıyla güç kazanan “Kaçak Göçek”, dinleyicilere hem melodik hem de ritmik anlamda dopdolu bir içerik sunuyor. Sefo’nun keskin sözleri ve akılda kalıcı flow’uyla birleşen bu etkileyici aranjman, şarkının çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

Yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi gören “Kaçak Göçek”, Sefo’nun kariyerinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Sosyal medyada ve dijital müzik platformlarında büyük yankı uyandıran şarkı, Sefo’nun müzik kariyerindeki yükselişini daha da perçinleyecek gibi görünüyor.

“Kaçak Göçek”, Sefo’nun hayranları tarafından beğeniyle karşılanırken, sanatçının yaratıcı üretim gücünü bir kez daha kanıtlıyor. Müzikseverler için kaçırılmaması gereken bu yeni hit, tüm dijital platformlarda dinleyicilerin beğenisine sunuldu!

Mela Bedel son şarkısı ‘N’olduysa Oldu’ ile karşımızda

0

Müzik dünyasına kendine özgü tarzıyla yeni bir soluk getiren Mela Bedel son şarkısı ‘N’olduysa Oldu’ ile karşımızda….

Eşsiz ses rengi ve kendine özgü yorumuyla müzik dünyasında taze bir nefes olan Mela Bedel gün geçtikçe adından daha çok söz ettiriyor. Yorumculuğunun yanı sıra söz yazarı ve besteci kimliğiyle de dört dörtlük bir müzisyen olan Mela Bedel tekdüzeliğin hüküm sürdüğü müzik piyasasına yepyeni bir tarz getiriyor. ‘Ben Sana Gelemem’, ‘Canım’, ‘Alayı Yalan’ gibi şarkılarıyla dijital platformlarda milyonlarca kez dinlenen Mela Bedel kendisini yalnız bırakmayan hayranlarına yeni bir şarkı hediye ediyor. Sonbaharın hüznüne eşlik eden ‘N’olduysa Oldu’ duygu dolu müziği ve sözleriyle bir Mela Bedel klasiği. Sonunda kendisine aşık ettiren sevgiliden övgülerle bahseden ‘N’olduysa Oldu’ aynı zamanda Mela’nın iç dünyasındaki naifliği ve kırılganlığı yansıtıyor. Dinleyen herkesin kendisinden bir parça bulabileceği ‘Nolduysa Oldu’ her romantiğin marşı olmaya aday.

Mundo Müzik Yapım’dan çıkan, söz ve müziği Mela Bedel’e, düzenlemesi Azel Bert’e ait ‘N’olduysa Oldu’ tüm dijital müzik platformlarında yayında!

Başkan Harmancı 14. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali’ne katılan ekipleri kabul etti

0

KKTC- Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Mehmet Harmancı, 14. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali’ne katılan ekipleri kabul etti. Ziyarette, ülkemiz ekiplerinin yanı sıra Bulgaristan, İtalya-Sicilya, Makedonya, Meksika, Romanya ve Türkiye’den gelen halk dansları ekipleri hazır bulundu.

LTB Başkanı Mehmet Harmancı, halk dansları ekiplerini başkent Lefkoşa ve ülkemizde ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek, uluslararası çapta gerçekleştirilen bu tür organizasyonların önemine vurgu yaptı. Bu tür organizasyonların barış ve uzlaşı kültürünün yanı sıra Lefkoşa’ya da büyük bir zenginlik katkığına vurgu yapan Harmancı, bu yöndeki organizasyonlara desteklerinin süreceğini sözlerine ekledi. Ekip temsilcileri de Kıbrıs’ta bulunmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

6 ülkeden dans ekiplerinin yer alacağı festival Kızılbaş Parkı’nda gerçekleşecek
Lefkoşa’da kültür-sanat alanında faaliyet gösteren 5 sivil toplum örgütü (TUFAD, FOGEM, FOLKDER, GENÇLİK MERKEZİ BİRLİĞİ, HASDER), Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) himayelerinde ve Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı katkıları ile organize edilen 14. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali bu akşam (27 Ağustos Salı) Dernekler Sokağı’ndaki etkinlik ile başlayacak. 

Festival 28 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında 20.30’da Kızılbaş Parkı’nda gerçekleşecek. Dünya kültürleri ile ülke kültürümüzü başkent Lefkoşa’da buluşturan ve artık geleneksel hale gelen Festival kapsamında hem misafir ülkeler Bulgaristan, İtalya-Sicilya, Makedonya, Meksika, Romanya ve Türkiye’den gelen halk dansları ekipleri hem de festivali organize eden dernekler olan TUFAD, FOGEM, FOLKDER, GENÇLİK MERKEZİ BİRLİĞİ ve HASDER ekipleri seyirci ile buluşacak.

Soner Sarıkabadayı, yeni teklisi “Yangın Yangın” için bütün hazırlıklarını tamamladı

0

Müzik sektöründeki en uzun soluklu hit parçaların altında imzası bulunan Soner Sarıkabadayı, geçtiğimiz yıl yayınladığı “Kendileri” ve “Seviyo muyuz?” hitlerinin ardından yeni şarkısı “Yangın Yangın”” ile dinleyenleriyle buluşuyor.

Türkçe müziğin benzersiz sesi Soner Sarıkabadayı, yeni teklisi “Yangın Yangın” için bütün hazırlıklarını tamamladı.

Sözleri ve Müzikleri Soner Sarıkabadayı’ya ait olan “Yangın Yangın” nin düzenlemesi Efe Can tarafından, mastering çalışması ise Ludwig Maier tarafından gerçekleştirildi. Şarkının klibi için yönetmen koltuğunda her zaman olduğu gibi Onur Oğuz oturuyor.

Böcek Isırıkları ve Sokmalarında Ölüm Riski! İlk 20 Saniye Kritik

0

Sıklıkla yaşanan böcek ısırıkları ve sokmaları özellikle yaz aylarında artış gösteriyor. Prof. Dr. Su Küçük, ciddi vakalarda böcek ısırıkları ve sokmalarının şiddetli, ölümcül, sistemik bir alerjik reaksiyon olan anafilaksiye neden olabileceğini söyledi.

Yaz aylarında en sık yaşanan sorunların başında böcek ısırıkları ve sokmaları geliyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Kuzey ülkelerinde mevsimsel bir özellik göstermekle birlikte ev ortamında yıl içinde de bu tablo ile karşılaşılabiliyor. Böcek sokmaları ve ısırıkları ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Su Küçük, ciddi vakalarda böcek ısırıkları ve sokmalarının şiddetli, ölümcül, sistemik bir alerjik reaksiyon olan anafilaksiye neden olabileceği konusunda uyardı.

Orman ve çimenlik alanlara dikkat

Prof. Dr. Su Küçük, böcek ısırıkları ve sokmalarına ilişkin risk faktörlerinin çevreyle ilişki içinde olduğunu söyledi. “Su kütlelerinin veya sulak alanların yakınında yaşayan insanlar, sivrisinekler, ısıran tatarcıklar veya üremek için suya ihtiyaç duyan diğer böcekler açısından risk altındadır” diye uyarılardan bulunan Prof. Dr. Su Küçük, ormanlık veya çimenlik alanların yakınında yaşamanın kene ısırıkları için bir risk faktörü olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Su Küçük, diğer risk faktörlerini şöyle sıraladı: “Hayvanlar ile özellikle atlar, köpekler veya kedilerle yakın temasta olan kişiler, sinek ve pire ısırıklarına karşı risk altındadır. Bahçecilik veya arıcılık gibi mesleki tehlikeler, böceklere özgü ısırık veya sokma riskini artırır.”

 Ölümcül olabilir

Böcek ısırıklarının ve sokmalarının genellikle hafif, lokal, alerjik reaksiyonlara neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Su Küçük, “Gecikmiş aşırı duyarlılık ve anafilaksi (alerjik reaksiyon) dahil sistemik reaksiyonlar nadirdir ancak ortaya çıkabilir. Çoğu böcek ısırığı ve sokması, lokal inflamatuar yanıtla sonuçlanır. Geniş kızarıklık, kaşıntı ve şişlik alanları oluşabilir. Veziküler veya büllöz lezyonlar da ortaya çıkabilir. Tabloya sıklıkla sekonder enfeksiyonlar eklenir” dedi.

2 ila 10 yaş arasında daha yaygın

 “Böcek ısırığı veya sokmalarına karşı yaygın bir tepki papüler ürtikerdir” diyen Prof. Dr. Su Küçük, böcek ısırığının neden olduğu aşırı duyarlılık reaksiyonunun 2 ila 10 yaş arasındaki çocuklarda yaygın olduğunu belirterek “Ancak ergenlerde ve yetişkinlerde de ortaya çıkabilir. En sık neden olanlar akarlar, keneler, pireler, sivrisinekler ve sineklerdir” diye ekledi.

 Prof. Dr. Su Küçük, böcek ısırıklarında ve sokmalarında en sık görülen reaksiyonları şöyle sıraladı: “Küçük, kırmızı, kaşıntılı kabarıklıklardır; tipik kızarıklık ve ısırıktan kısa süre sonra kabarma görülür, bu durum hastaya nedeninin kesin bir açıklamasını yapmayı zorlaştırır.”

Bu işaretlere dikkat! Prof. Dr. Su Küçük, böceklerin neden olduğu durumları şöyle ifade etti: “ Tek işaret veya kabarcıklar, kene, at sineği, sivrisinek veya çiçek böceği ısırığı veya sokması olabilir. Acı verici olma eğilimindedir.  Çok sayıda küçük kırmızı papül, sivrisinek, pire, tatarcık, akar veya tahtakurusunu akla getirir. Tahtakuru ısırıkları, birden fazla sayıda ve yüz ve boyun gibi maruz kalan bölgelerde gece boyunca meydana gelir. Vücudun diğer kısımlarında da görülebilir.  Evcil hayvanlardaki pire ısırıkları genellikle dizlerin altında meydana gelir.  Örümcek ısırığı sonrasında iki küçük diş izi görülebilir. Kene ısırıkları çoğunlukla ağrısızdır.”

Dikkat çeken lösemi detayı

Prof. Dr. Su Küçük, artropodlara (eklem bacaklılar) karşı olağandışı reaksiyon veren hastaların lösemi açısından değerlendirilmesi uyarısında bulunarak şunları söyledi: “İnsan bağışıklık yetersizliği virüsü (HIV) veya kanser hastaları da dahil olmak üzere bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ateş, halsizlik, baş ağrısı ve lenfadenopati gibi daha ciddi lokal alerjik reaksiyonlar ve sistemik belirtiler gelişebilir.”

Ciddi vakalarda “Böcek ısırıkları ve sokmaları, alerjiye neden olan bir maddeyle temastan sonra aniden ortaya çıkan şiddetli, potansiyel olarak ölümcül, sistemik bir alerjik reaksiyon olan anafilaksiye neden olabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Su Küçük, “Anahtar klinik semptomlar arasında hızlı başlangıç, deri veya mukoza tutulumu ile birlikte kardiyovasküler veya solunum semptomları yer alır” diye konuştu.

Dörtte biri böcek sokması ile ilgili

“Anafilaksi olgularının neredeyse dörtte biri böcek sokmaları ile ilişkilidir” diye konuşan Prof. Dr. Su Küçük, şu açıklamalarda bulundu: “Hymenoptera (zarkanatlılar) grubunda bal arıları, eşek arıları ve karıncalar yer almaktadır. Böcek sokmalarına bağlı hipersensitivite atopik yatkınlığı olan hastalarda daha sık görülür ve bu tablo altta yatan mastositozun da bir belirtisi olabilir. Mast hücre hastalığı olan hastalar, böcek ısırması ve sokmalarından, özellikle de arı veya yaban arısı sokmasından sonra anafilaksi açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Arı sokmalarını takiben anafilaksi olmaksızın atrial aritmiler geliştiği bildirilmiştir. Arıların ölümcül saldırılarında akut böbrek hastalığı gözlenebilir.”

İlk 20 saniye kritik

 Prof. Dr. Su Küçük, lokal böcek ısırığı veya sokması reaksiyonları (örneğin, kızarıklık, şişme, kaşıntı ve ağrı) için şunları önerdi: “Oral antihistaminikler, ağrı kesici ilaçlar ve soğuk kompreslerle semptomatik tedavi uygulayabilirsiniz. Isırıklardan korunmanın en iyi yolu koruyucu giysi ve haşere kovucuların kullanılmasıdır” ifadelerini kullandı. “İğnenin erken çıkarılması ilave zehir enjeksiyonunu azaltabilir” diyen Prof. Dr. Su Küçük, zehir aktarmanın yüzde doksanın 20 saniye içinde tamamlandığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu nedenle müdahale yalnızca hemen gerçekleşmelidir. Büyük lokal reaksiyonların boyutu 24 ila 48 saat içinde artar, sokma bölgesinin ötesinde şişmeye neden olur ve düzelmesi 5 ila 10 gün sürebilir. Büyük lokal reaksiyonları olan hastaların %10’a kadarında gelecekte sistemik reaksiyonlar gelişebilir ve bir önlem olarak enjekte edilebilir epinefrin reçete edilmelidir. Bazen şişliği azaltmak için oral kortikosteroidler de kullanılır. Bu alerjik reaksiyonlarda antibiyotiklerin faydası yoktur. Anafilaksi mevcut olduğunda hasta derhal enjekte edilebilir epinefrin ile tedavi edilmeli ve acil servise nakledilmelidir. Anafilaksi geçiren hastaların acil servisten taburcu olduktan sonra alerji uzmanı tarafından görülmesi gerekir.”