Tatar: Hristodulidis’in maskesi düştü

Tarih:

Sosyal Medya

KKTC- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk halkını katliamdan geçiren EOKA terör örgütüne övgüler düzen Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, maskesinin düştüğünü ve gerçek zihniyetini ifşa ettiğini belirtti.  

Cumhurbaşkanı Tatar yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı.

“Kıbrıs Türk halkını yok edip, Kıbrıs’ı bir Helen adası yapabilmek hedefiyle Rum-Yunan liderliğinin organize edip desteklediği terör örgütü EOKA’nın, 1 Nisan 1955 tarihinde silahlı eylemlere başlamasının 69. yıl dönümünde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulis ile Rum liderliğinin yapmış olduğu açıklamalar, köhnemiş  Rum-Yunan zihniyetinin hâlâ daha değişmediğini ve gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller peşinde koştuklarını bir kez daha göstermiştir. 

Hristodulidis’in yaptığı açıklamalar yüzündeki “çözüm yanlısı” maskeyi  düşürürken, gerçek zihniyeti ile düşüncelerini de ifşa etmiştir. 

EOKA terör örgütü, yaptığı ilk açıklamalarda hedefinin ‘Türk ulusunun Kıbrıs’ta bir uzantısı olan Kıbrıs Türklerini adadan atmak ve Enosis’i gerçekleştirmektir’ şeklinde açıklarken, ‘Cennet ile Cehennem, ateş ile su bir araya gelmedikçe Kırıs Rumları ile Türkleri bir araya gelemez’ demiştir.  

EOKA terör örgütü, silahlı eylemlere başlarken, Kıbrıs’ı kan gölüne çevirmiş, katliam ve acı dolu bir dönemi başlatmıştır. 

Bunları, EOKA terör örgütüne övgüler düzen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e hatırlatmakta büyük yarar vardır. 

‘Önce İngilizleri adadan atacağız, sonra sıra Kıbrıs Türklerine gelecektir’ diyen EOKA terör örgütü, önce İngilizleri hedef alırken, kısa bir süre sonra  belirlenen ana hedeflerine ulaşabilmek için Kıbrıs Türklerine yönelik  silahlı saldırılara başladı.

1955 yılından itibaren büyük kentlerdeki Türk bölgeleri, Türk köyleri, kutsal ve dini yerlerimiz EOKA’nın saldırılarına uğradı, savunmasız vatandaşlarımız sadece Türk oldukları için vahşice katledildi.

Bunları da, cinayetten sabıkalı EOKA teröristlerini ‘kahraman’ olarak tanımlayan  Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e hatırlatmakta yarar vardır.   

Soykırıma varan bu vahşi ve acımasız  saldırılara karşı Kıbrıs Türk halkını savunmak amacıyla Türk Mukavemet Teşkilatı kurulurken, TMT öncülüğündeki direniş neticesinde, Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ulaşıldı. 

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios,  Kıbrıs Cumhuriyeti’ni  ‘Enosis’e bir sıçrama tahtası’ olarak değerlendirirken, Rum liderliği tarafından hazırlanan Kıbrıs Türklerini imha planı olan Akritas Planı doğrultusunda, 21 Aralık 1963 tarihinde Kanlı Noel saldırıları başladı. Bu saldırıların önderliğini de EOKA terör örgütünün lideri Grivas Diğenis yapıyordu. 

Değişmeyen hedef, her zaman olduğu gibi  Kıbrıs Türk halkını yok edip, Kıbrıs’ı bir Helen adası yapmaktı. 

Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti silah zoruyla Rum devletine dönüştürülürken, 1963-1974 döneminde halkımız katliamdan geçirilmş, yüzlerce köyümüz saldırıya uğramış, binlerce insanımız göç etmek zorunda kalmış, halkımız soykırıma uğramış, 11 yıl boyunca adanın yüzde üçüne tekabül eden bölgelerde kuşatma altında yaşamaya mahkum edilmişti. 

Bunları da, Kıbrıs Türk halkını katliamdan geçiren, Türkeli köyünde yaptıkları gibi insanlarımızı diri diri katliam çukurlarına gömen Başpiskopos Makarios ile EOKA terör örgütünün başı olan Grivas’a övgüler düzenleyen, ‘önlerinde minnetle eğiliyorum’ diyen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e hatırlatmakta  büyük yarar vardır. 

Yunan Cuntası ile Kıbrıs’taki işbirlikçileri ve EOKA tarafından 15 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen darbenin de hedefi Kıbrıs Türk halkını yok edip, Kıbrıs’ı bir Helen adası yapmaktı. Anavatan Türkiye, 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmemiş olsaydı, Kıbrıs’ta tek bir Türk bile sağ bırakılmayacak, ikinci bir Girit faciası yaşanacaktı. Bunun da kanıtı, Atlılar, Muratağa, Sandallar, Taşkent ve diğer bölgelerde gerçekleştiriken ve soykırım olarak adlandırılan katliamlardır. 

Kıbrıs’ta yaşanan gerçekler ortada dururken, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in EOKA terör örgütünün silahlı eylemlere başlamasının yıl dönümünde yapmış oldukları açıklamalar oldukça dikkat çekicidir. 

Hristodulidis, yaptığı açıklamada EOKA terör örgütüne övgüler düzmesinin yanısıra,  ‘mücadelenin siyasi hedefi olan Yunanistan’la birleşmeye ulaşılamamış olabilir,  ama EOKA’nün mücadelesi  her hedefe ulaşabileceğimizi katıtlamaktadır’  derken  Rum-Yunan zihniyetinin değişmediğini ve aynen devam ettiğini bir kez daha göstermektedir. 

Bunların yanısıra, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in Rum halkına yapmış olduğu ‘vatanımızı  birleştirmek  ve kurtarmak için  birleşelim ve toprraklarımızın kurtuluşunun kutsanacağı güne kadar güçlü şekilde mücadele edelim” çağrısı ile Rum tarafında Türk düşmanlığının tırmanması, ‘Türkler Kıbrıs’tan dışarı’ sloganların da atılması ve bunların yanısıra Rum liderliğinin “Türk askeri Kıbrıs’tan gitmeden ve Türkiye’nin garantörlüğü kaldırılmadan çözüm olamaz” şeklindeki açıklamalar da bir diğer dikkat çekici hususlardır. 

Kıbrıs konusuyla ilgili olarak iyi niyetimiz ve samimiyetimizle diyalog çağrılarımız devam ederken, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in gerçekleşmesi mümkün olmayan EOKA terör örgütünün hayalleri peşinde koşması, gerginlik ve düşmanlık yaratıcı açıklamalarda bulunması kabul edilemez. Bu tür açıklamalar ve davranışlar ile dünyanın buna seyirci kalması da çözümün önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. 

Bir kez daha belirtiyorum ki, Kıbrıs konusunun çözümü EOKA terör örgütünü hayallerinin peşinden koşmaktan ve gerçekleşmesi mümkün olamayan federal temele dayalı bir çözümden geçmez. Kıbrıs konusunun adil, kalıcı ve sürdürülebilir şekildeki çözümü,  gündeme getirdiğimiz ve önerdiğimiz egemen eşit iki ayrı devletin varlığına dayalı çözümden geçmektedir.  

Egemen eşitliğimiz ile eşit uluslararası statümüzün kabul edilmesi de esastır. Bu çözüm şekli Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olacak tek çözüm şekli olup, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e  çağrım gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallerin peşinden koşmaktan vazgeçip, diyalog ve çözüm yönündeki çağrılarımıza olumlu yanıt vermesidir.        

Günümüzde dünyanın pekçok bölgesinde yaşanan çatışmalar ile Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail- Gazze savaşı ve Rum liderliğinin açıklamalarının yanısıra  Rum silahlanması,  halkımız için Kıbrıs’ta Türk askeri varlığı ve Türkiye’nin garantörlüğünün ne kadar gerekli ve yaşamsal olduğunu göstermektedir. Türk askeri ile Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmemiz asla mümkün değildir. 

Kıbrıs’ın gerçeklerini dikkate alarak geçmişin karanlık, acı ve katliam dolu günlerine dönmeyeceğimiz gibi halkımızı da köhnemiş Rum-Yunan zihniyetinin insafına terk edemeyiz.”

spot_img

Diğer Haberler

Aşırı sıcaklara dikkat!

Uzm. Dr. Selin Tunalı Çokluk, son dönemde hava sıcaklıklarındaki aşırı artışın çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Sakarya...