Ana Sayfa Blog Sayfa 29

Erdem Yıldırım, yeni teklisi ile dinleyicilerine kalpten bir selam gönderiyor

0

Duyguların sesi haline gelen Erdem Yıldırım, yeni teklisi “Gözlerinin Kahvesi” ile dinleyicilerine bir kez daha kalpten bir selam gönderiyor.

“Bakışına Bıraktım” ile sevginin yangın yerine, “Kayıp Rüzgarlar” ile geçmişin izlerine ve “Vazgeçtim Bak Kendimden” ile içsel çözülüşlere dokunan sanatçı, “Gözlerinin Kahvesi”nde ise aşkın en duru halini, gözlerde saklı kalan anıları ve söylenmemiş cümleleri şiirsel bir dille anlatıyor.

Erdem Yıldırım, bu şarkıda sadece bir hikâye değil, aynı zamanda dinleyicinin kendi duygularında yankılanacak bir iç yolculuk sunuyor. Gözlerin kahve tonlarında saklanan hatıralar, sade ama derin melodilerle birleşerek adeta bir müzik filmine dönüşüyor.

“Gözlerinin Kahvesi”, sanatçının kendine has tarzını bir adım ileri taşıyan, samimi ve etkileyici bir çalışma. Daha önce onun şarkılarında duygularına dokunmuş olan dinleyiciler için yeni bir durak, yeni tanışacaklar için ise unutulmaz bir başlangıç.

Işın Karaca ‘Zor’ şarkısı ile listelere giriyor

0

Türkiye’nin en büyük vokali Işın Karaca “Zor” şarkısı ile listelere giriyor. 2 Mayıs itibariyle “Zor” bütün dijital platformlarda..

Sözü ve Müziği Zeki Güner’e, düzenlemesi Can Yapıcıoğlu’na ait olan Işın Karaca’nın yeni şarkısı Işın Karaca Music Production etiketiyle sevenleri ile buluşuyor. 

Yeni şarkısı ile ilgili konuşan Karaca; “Hayatım boyunca, bu şarkı çok satar, listeleri alt üst eder diye müzik yapmadım. Bize öyle öğretilmedi. Müzik; yaşamını, yaşamından anladığını müziğine çevirebildiğinde anlam kazanır.

Bu şarkıyı ilk dinlediğimde bana ait olduğunu anladım. Bir şeyi anlatmak, anlatıcı olabilmek, ama her şeyden önce anlamış olmak. İşte “Zor” dedi.

Ünal Üstel: Hiçbir sözümüzü havada bırakmadık

0

KKTC – Başbakan Ünal Üstel, İhalesi 2013 yılında tamamlanan, ancak çevre örgütlerinin karşı çıkışı ve çeşitli nedenlerle bir türlü yapılamayan Dipkarpaz -Manastır yolunu yenileme çalışmaları KKTC Karayolları Master Planı 2021-2022 Uygulama Protokolü kapsamında düzenlenen törene katıldı.

Başbakan Ünal Üstel törende bir konuşma yaparak, bölge halkının uzun zamandan beridir bekleyiş içerisinde olduğu Karpaz- Zafer Burnu yolunu yenileme çalışmalarına halkın şahitliğinde bugün başladıklarını kaydetti.

Üstel, trafikte üzücü olaylara yeniden dikkat çekerek koalisyon ortaklarıyla birlikte bu sorunları çözmek için kardeş ülke Türkiye ile en üst düzeyde imzalanan protokollerle yolları tamamladıklarını kaydetti.

HİÇBİR SÖZÜMÜZÜ HAVADA BIRAKMADIK

Hükümete geldikleri andan itibaren verdikleri bütün sözleri yerine getirdiklerini söyleyen üstel, “Hiçbir sözümüzü havada bırakmadık.” dedi.

Üstel, hükümetin 12 Mayıs’ta üçüncü görev yılını tamamlayacağını hatırlatarak, bu üç yıl içinde en acil yollardan başlanarak ilgili birimlerin gece gündüz çalıştığını söyledi.

Karpaz-Manastır yolunun, ihalesi geçmişte yapılan ancak yarım kalan bir yol olduğunu vurgulayan Üstel, “Başlamamadan biten bir yolumuzdu, 2013’lerde ihaleye çıkılmıştı.” dedi.

Ülkenin lokomotif sektörünün turizm olduğunu belirten Üstel, “Bu bölgelere yapılan yatırım KKTC’ye yapılan yatırımdır.” diye konuştu.

Bugünkü yatırımın hükümetin Karpaz bölgesine verdiği önemin göstergesi olduğunu belirten Üstel, “Ülkemizin bu güzide bölgesinde oluşturacağımız yeni bir kalkınma hamlesinin başlangıcıdır.” dedi.

Yolu eksiksiz ve kusursuz yapacaklarını belirterek, dedikodulara değinen Üstel, “Bilesiniz ki dedikoduyla iş yapmayız, çok konuşmayız da… Bizim işimiz, iş yapmaktır. Az konuşup, çok iş yapmaktır. O yüzden söylenenlere kulak vermeyin.” dedi.

Üstel, “12 Mayıs’ta 3 senemizi dolduracağız. Ne ben başbakan olarak ne de koalisyon ortaklarım hiçbir platformda söz verdiklerimizi yerine getirmezlik yaptık. Ne de söz verdik ve onu popülizm yapıp halkı kandırarak oy almak peşine düştük. Her yerde gerçekçi yaklaştık, gerçekler ışığında ve de kalıcı eserler bırakmak adına bu şekilde eserlerimizi yapıyoruz. O yüzden diyorum bizim hükümetimiz söz verdi mi yapar, iyisini yapar, kalitesini yapar.” diye konuştu.

YENİ DÜZENLEMELERE DEVAM…

Trafikteki yeni düzenlemelere değinen Üstel, dağ yolunun (Değirmenlik-Girne yolu) ihalesinin de 2012’de yapıldığını ancak istimlak problemlerinden dolayı yarım kaldığını, halka verdikleri sözü yerine getirerek yakında bu yolun da yapımına başlayacaklarını, bitirene kadar da yol güvenliğini sağlamak için her kilometresine bir kamera koyacaklarını söyledi.

Üstel, Lefkoşa çevre yolu yonca kavşağının da ay başında bitirilerek trafiğe açılacağını, bu projenin Lefkoşa trafiğine büyük rahatlama getireceğini kaydetti.

Tatar: Anketler Halkımızın İki Devletli çözüme olan desteğinin güçlenerek arttığını gösteriyor

0

KKTC – Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, son dönemde yapılan tüm anketlerin, Halkımızın iki devletli çözüm siyasetine güçlü destek verdiğini ortaya koymasının, yürütülen mücadelenin doğruluğunu bir kez daha teyit ettiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Tatar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Son dönemde yapılan anketler, Kıbrıs Türk Halkı’nın iki devletli çözüme verdiği desteğin güçlenerek arttığını bir kez daha göstermiştir. Halkımızın kararlı duruşu ve egemenliğine olan bağlılığı, her geçen gün daha da güçlenmekte, iki devletli çözüm yolunda sağlam adımlarla ilerlememize büyük katkı sağlamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle yürütmekte olduğumuz egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü zeminindeki yeni siyasetin, yapılan tüm anketlerde Halkımızdan %50’nin üzerinde destek aldığını görmek büyük bir onur ve gurur kaynağıdır. Dört yılı aşkın süre önce ortaya koyduğum ve büyük bir emek ve kararlılıkla yürütmekte olduğum bu yeni vizyon, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından da en başından itibaren tam bir inançla desteklenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, temsiliyet hakkımızın ve uluslararası alandaki katılımımızın Rum liderliği tarafından sistemli şekilde engellendiği her platformda, başta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin değerli yetkilileri özden gelen haklarımızın teyidinin ve temel insan haklarımızın çiğnenmesine yol açan izolasyon zulmünün sona ermesinin gerekliliğini yüksek sesle ve kararlılıkla dile getirmektedir.

Halkımızın desteğiyle sürdürdüğümüz bu onurlu mücadele, Kıbrıs Türkü Halkının uluslararası alanda verdiği varoluş mücadelesinin en güçlü ifadesidir. Bu mücadele, kendi devletine sahip çıkan bir Halkın, egemenliğini ve onurlu kimliğini koruma iradesinin dünyaya haykırılmasıdır. Kıbrıs meselesi bir iç mesele değildir; Kıbrıs Türk Halkı’nın, dünya sahnesinde hak ettiği yeri alma mücadelesidir.

50 yılı aşkın bir süredir her şekliyle denenmesine rağmen sürekli başarısız olan federasyon modelinin artık iflas ettiği açıkça görülmektedir. İki tarafta yapılan farklı farklı anketler, federasyon modeline hem Kıbrıs Türk Halkı hem de Rum halkı nezdinde verilen desteğin %25’in, hatta %20’nin altına düştüğünü göstermektedir. İki Halk da, geçmişin başarısız ezberlerine değil, ideolojik saplantıların bir yana bırakılacağı adil, gerçekçi ve kalıcı çözüm modellerine taraf olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu tablo, Kıbrıs Türk Halkı’nın tüm kesimlerinin devletine sıkı sıkıya sarılması ve iki Devletli siyasete güçlü bir şekilde sahip çıkması gerektiğini göstermektedir. Bizler, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir eşgüdüm içinde, zaman ve mesafe tanımaksızın, bu siyasetin kökleşmesi ve daha da güçlenmesi için gece gündüz çalışmaktayız. Bugün, Türk Devletleri Teşkilatı’nda yer almamız, Anavatan Türkiye ve Can Azerbaycan başta olmak üzere kardeş devletlerle kurduğumuz yakın ilişkiler, bu yürüyüşün somut ve değerli sonuçlarıdır.

Halkımızın güveninden ve inancından aldığımız güçle, doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz. Kıbrıs Türk Halkı, maruz kaldığı insanlık dışı izolasyona rağmen onurunu koruyarak, kendi Devletinin çatısı altında var olmayı başarmıştır. İzolasyon zulmü bir an önce sona ermelidir. Halkımızın uluslararası toplumda hak ettiği yeri alma zamanı çoktan gelmiştir.

Kıbrıs Adasının 1878’de İngiliz yönetimine devredilmesinden bu yana Kıbrıs Türk Halkı, kimliğini ve varlığını koruma uğruna büyük bedeller ödemiştir. 1974 Mutlu Barış Harekatı ile adaya gelen barış ve huzur ortamı, 50 yılı aşkın bir süredir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcı gücü sayesinde devam etmektedir. Bu kazanımlar, Halkımızın fedakarlığı ve Anavatan Türkiye’nin desteğiyle bugüne taşınmıştır.

Bugün adada yasaması, yürütmesi ve yargısıyla mevcut iki ayrı devlet olduğu gerçeği inkar edilemez. Biz de tıpkı Rum devleti gibi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ettiği uluslararası statüye kavuşması için mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.

Kıbrıs Türk Halkı adil ve kalıcı bir uzlaşıdan yana olmakla birlikte, Rum boyunduruğu altına girmeyi asla kabul etmeyecektir. Geçmişte karşı tarafın iradesine teslim olmanın bedelini yaşayarak öğrenen Halkımız, bugün devletine daha sıkı sarılmaktadır.

Devletimize sahip çıkmak, büyük bedellerle kurulan bu kutsal emaneti daha ileriye taşımak, tarihi sorumluluğumuzdur. Buna karşı çıkanlar, 62 yıldır halkımızı her alanda engellemeye çalışan zihniyetle bir gelecek kurulması gerektiğini söylüyorlar. Ancak Kıbrıs Türk Halkı’nın duruşu nettir. Halkımız özden gelen haklarımız zemininde adil, gerçekçi ve kalıcı bir uzlaşıdan yanadır. İki tarafa, Kıbrıs Adasına ve bölgemize faydası olacak İşbirliklerine açığız; fakat bunları yaparken egemenliğimizden, devletimizden ve özgürlüğümüzden asla taviz vermeyeceğiz.

Kıbrıs Türk Halkı, bu adada özgürlüğünü, kimliğini ve devletini koruyarak var olmuştur. Bugün bu mücadelenin daha da büyüyerek dünyaya taşınması zamanıdır.”

Tatar: Kıbrıs Türkü yaşam mücadelesinde her zaman değerlerine sahip çıktı

0

KKTC – Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Mormenekşe’de düzenlenen 13’üncü Enginar Festivali’ne katıldı. 

Cumhurbaşkanı Tatar, festivalin açılış töreninde yaptığı konuşmada, enginarın çok değerli bir ürün olduğunu belirterek, talebin artmasıyla beraber üretimin de artması gerektiğini söyledi.

1974 yılında Güney’den göç etmek zorunda kalan Kıbrıs Türkü’nün, enginarı da beraberinde getirerek, Mormenekşe’de enginar üretilmeye başlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, varolmanın üretimden geçtiğinin farkında olan Kıbrıs Türkü’nün, üretim yanında kültür, sanat ile geleneklerine de sahip çıkarak varolduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar, konuşmasının devamında Kıbrıs Türk kültürü ve sanatının yer aldığı festivalde emeği geçenleri ve katkı koyanları tebrik etti.

Tatar: Çocuklar en değerli varlıklarımız ve zenginliğimizdir

0

KKTC – Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Girne Genç Sanatseverler Derneği tarafından düzenlenen 2’nci Çocuk Şenliği’ne katıldı.

Girne Barış Parkı’nda yer alan etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında ülke genelinde yapılan etkinliklerde çocuklarla ve ailelerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin doğal güzellikleri yanında kültür, sanat ve gelenekleriyle güzel bir ülke olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, geçmişte oynanan oyunların gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yaptı.

Çocuklara bu değerlerin verilerek, yetiştirilmesinin önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, bu kazanımları elde edecek çocukların, ileride ülkeyi yöneteceğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasının devamında, “Çocuklar en değerli varlıklarımız ve zenginliğimizdir” diye konuştu.

Sivil toplum örgütlerinin kültür ve sanatın yaygınlaştırılması yanında ülkenin gelişip kalkınmasında önemli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, çocuk şenliğini düzenleyen Girne Genç Sanatseverler Derneği’ne teşekkür etti ve çocukları yetiştiren öğretmenler ile teşvik eden ailelerini tebrik etti.

‘TEKNOFEST KKTC’ 1 Mayıs’ta başlıyor

0

KKTC – Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Cumhurbaşkanlığı himayesinde 1-4 Mayıs tarihleri arasında, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı)  yürütücülüğünde, eski Ercan Havalimanı’nda gerçekleşecek dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali “TEKNOFEST KKTC” kapsamında düzenlenen “Drone Yarışması’nın” ödül törenine katıldı.

Yakın Doğu Üniversitesi drift alanında gerçekleşen ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, TEKNOFEST KKTC vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelen katılımcıları etkinlikte görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti.

T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve yöneticilerinin önderliğinde gerçekleşecek TEKNOFEST KKTC için 6 aydan beridir çalışmaların sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Drone Yarışması’yla festivalin ilk etkinliğinin yapıldığını vurguladı.

Drone yarışmasına katılan gençleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Tatar, 1-4 Mayıs tarihleri arasında bilime, uzaya ve havacılığa meraklı olan binlerce kişinin festivaldeki yarışmalara katılacağını ve gösterileri izleyeceğini kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Mayıs’ta festivale katılacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nden en üst düzeyde katılımla gerçekleştirilecek festival sayesinde, dünyaya önemli ve anlamlı bir mesaj verileceğini dile getirdi.

Doğu Akdeniz’de ve Mavi Vatan’da bağımsız bir Türk Devletinde, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivalinin gerçekleştirileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Binlerce kişinin yer alcağı yarışmaların yapılacağı festivalde Türkiye Cumhuriyeti’nin milli savunma sanayisinde başarılarıyla çalışmalarını yürüten firmaların da festivale katılması önemlidir. Festivalin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenmesini sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, büyük Türk milletinin ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığının, özgürlüğünün ve hürriyetinin bir ifadesidir. Festivalin ülkemizde gerçekleştirilmesi çok önemli ve değerlidir.”

Güler: Geleceğin Teknolojilerini Öngörmek Ülkemizi Bir Adım Önde Tutacaktır

0

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Şuay Alpay ile katıldığı Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) Yönetim Zirvesi’nde konuştu. “Dönüşümün Liderleri: Geleceği Yeniden Şekillendiriyoruz” temasıyla düzenlenen zirvede Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ve TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile pek çok davetli yer aldı. Bakan Yaşar Güler konuşmasında şunları söyledi:

PİLOTLAR GÜNÜ’NÜ KUTLUYORUM

Türk savunma sanayinin öncü kuruluşlarından biri olan TUSAŞ’ımızın yönetim zirvesi münasebetiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Sözlerimin başında, “26 Nisan Dünya Pilotlar Günü” vesilesiyle gök vatanımızın güvenliği, asil milletimizin huzuru için mesai mefhumu gözetmeden görev yapan başta kahraman pilotlarımız olmak üzere tüm pilotlarımızın “Pilotlar Günü”nü en içten duygularımla kutluyorum.

BU ZİRVENİN YENİ BİR FARKINDALIK OLUŞTURACAĞINA İNANIYORUM

“Dönüşümün Liderleri: Geleceği Yeniden Şekillendiriyoruz” temasıyla düzenlenen Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Yönetim Zirvesi’nin; sahip olduğumuz stratejik vizyon ile millî iradeyi içinde barındıran güçlü duruşumuzu bir kez daha ortaya koyacağına, ülkemizin yaşadığı teknolojik gelişim ile birlikte zihniyet dönüşümüne ilişkin yeni bir farkındalık oluşturacağına inanıyorum.

Bu vesileyle düzenlenen zirvenin; ülkemize, asil milletimize ve TUSAŞ’ımıza hayırlı uğurlu olmasını ve geleceğimize ışık tutacak nice güzide fikirlere katkı sağlamasını diliyorum.

Savunma ve güvenlik konusu, bireyler, toplumlar ve ülkeler için her zaman büyük önem arz etmiştir. Özellikle dünya savaşlarından ve soğuk savaş olarak adlandırılan dönemden sonra yaşanan çok boyutlu gelişmeler ile artan risk ve tehditler, günümüz güvenlik ortamını daha karmaşık ve kritik bir hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir dönemde ulusal güvenlik konusu ile onun ayrılmaz parçası olan yerli ve millî savunma sanayinin önemi de her geçen gün daha fazla artmaktadır.

Uzun yıllar savunma sanayinde büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye, hayal dahi edilemeyen büyük projeleri Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tam bağımsızlık ülküsüyle hayata geçirmiştir. Bu kapsamda atılan isabetli adımlar ve yapılan kapsamlı yatırımlarla ülkemiz, savunma sanayi alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri hâline gelmiştir.

Yaşadığımız bu değişim ve gelişim ülkemizin:

– Yeni nesil harp konseptleri üreten bir strateji merkezine,

– Ekonomi ve diplomasiyi maharetle meczeden küresel düzeyde sinerjik bir etki gücüne,

– Nihayetinde bir üretim hattından, millî gururumuza ilham veren Türk mühendisliği gerçeğine dönüşümünün simgesi olmuştur.

Zira gelinen aşamada şu net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki teknoloji üretiminin en stratejik girdisi artık ham madde değil, insan kaynağıdır. Tam da bu yüzden, bu dönüşümün merkezinde teknoloji kadar vizyoner bir perspektif, genç akıl ve millî bir heyecan bulunmaktadır.

SAVUNMA SANAYİMİZ, TERÖRLE MÜCADELEDE MÜSTESNA KATKILAR SAĞLADI

Bugün ülkemiz insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve mühimmattan füzelere, hava savunma sistemlerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan sistemleri kendi imkânlarımızla tasarlayıp geliştiriyor, hatta ihraç ediyor.

Nitekim yerli ve millî savunma sanayimiz; en başta yurt içinde ve sınır ötesinde büyük bir başarı ile icra edilen terörle mücadele harekâtlarında ordumuza müstesna katkılar sağlamıştır. Personelimizin kahramanlığı ve savunma sanayimizin sağladığı teknolojik kabiliyetlerin bir araya gelmesiyle kahraman ordumuz, harekât sahasında büyük bir üstünlük sağlamış ve terör örgütüne ağır darbeler vurmuştur. Bugün PKK / PYD/YPG/SDG terör örgütünün hareket kabiliyetinin bitme noktasına getirilmesinde de bu durum açıkça görülmektedir.

Savunma sanayimiz terörle mücadelenin yanında;

– Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasında,

– Başta dost ve kardeşlerimizin haklı davalarına verilen destek olmak üzere birçok coğrafyada Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmesinde yerli ve millî imkânlar ile üretilen savunma sanayi ürünlerimizin katkısı açıkça görülmektedir.

Öyle ki;

– Azerbaycan’dan Endonezya’ya, Katar’dan Polonya’ya kadar uzanan dünyanın hemen her coğrafyasında Türk savunma sanayi ürünleri hem etkin bir şekilde kullanılıyor hem de ortak projelerin bir parçası hâline geliyor.

– Aynı şekilde NATO ve diğer platformlarda edindiğimiz tecrübeler sayesinde, standardizasyon ve entegrasyon yetkinliğimiz sürekli gelişiyor.

– Öte yandan Avrupa ülkelerinin artan savunma yatırımı ve güvenlik kaygıları çerçevesinde tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve dışa bağımlılığı azaltma yönündeki eğilimleri Türk firmalarına ortak üretim teknoloji transferi ve ihracat imkânı hususlarında zemin hazırlıyor. Bu sayede ülkemiz; ekonomik kazançla birlikte teknolojik ilerleme elde ederken, kurduğu diplomatik derin bağlarla dünya güvenlik mimarisi içinde yerini ve jeopolitik pozisyonunu da güçlendiriyor.

Çok şükür ki dünya çapında talep gören gelişmiş silah sistemlerimizin kardeş, dost ve müttefik ülkelere ihracıyla Türk savunma sanayi uluslararası ekosistemin de başat tedarikçilerinden biri hâline gelmiştir. Savunma sanayinde ulaştığımız bu üstün seviye, bizler için bir gurur kaynağıdır. Elbette ki bu seviyeye gelmemizin ana aktörleri; Savunma Sanayii Başkanlığımız ile hemen her platformda en gelişmiş yerli ve millî ürünleri tasarlayıp üreten ve sürekli olarak kendilerini yenileri ile geliştiren birbirinden değerli firmalarımızdır.

TUSAŞ EN KRİTİK PAYDAŞLARDAN OLDU

Türkiye’nin bağımsızlığına katkı sunan savunma sanayimiz güçlü altyapısı, sürdürülebilir ekosistemi, kalifiye personeli, geniş istihdam olanakları ve büyük projeleri ile bölgesinde ve dünyada rol model durumundadır. Ülkemizin yükselen markası, tam bağımsızlık ülkümüzün lokomotifi, yerli-millî savunma sanayimizin güzide temsilcisi TUSAŞ’ımız da bu sürecin en kritik paydaşlarından biri olmuştur.

Nitekim TUSAŞ’ımız, başta millî muharip uçağımız KAAN olmak üzere, Hürjet, Hürkuş, Aksungur ve Anka İHA’larımız gibi savunma sanayimizin gözbebeği birbirinden değerli sistemleri üretmektedir.

Bu çabalarıyla TUSAŞ’ın; Aselsan, Roketsan, MKE ve Asfat’la birlikte dünyanın en iyi savunma sanayi şirketlerinin yer aldığı “Defence News Top 100” listesine girmesi bizleri gururlandırmıştır. Tüm bu başarılar göstermektedir ki artık Türk savunma sanayii, dünyadaki stratejik dengeleri etkileyen ve buna yön veren bir güç hâline gelmiştir.

BU VİZYONUN ADI TÜRKİYE YÜZYILI’DIR

Günümüz dünyasında dengeler; yaşanan jeopolitik gelişmeler ve teknolojik yenilikler nedeniyle sürekli değişiyor. Bu süreçte artan tehdit türleri ve konjonktürel paradigma bizlere sadece olup biteni izleyen değil, değişime hızlıca uyum sağlayan, hatta öncü bir şekilde yön veren bir duruş benimsememiz gerektiğini gösteriyor.

Bunun bilincinde olarak benimsediğimiz vizyonun adı; Kaan’dır, Altay’dır, Kızılelma’dır, Göktürk’tür, Anka’dır, Siper’dir, Sungur’dur, Korkut’tur, Milgem’dir, Milden’dir.

Esasen bu vizyonun adı Türkiye Yüzyılı’dır.

Cumhuriyetimizin ikinci asrında bu kutlu hedeflerimize ulaşmak istiyorsak hayallerimizi ve buna bağlı olarak çabalarımızı en üst seviyede tutmak, kararlılıkla ve inançla yolumuza devam etmek zorundayız. İşte tam da bu yüzden ülkemizin teknoloji ve savunma sanayide kendini sürekli yenilemesi, kahraman ordumuzun değişen harp teknolojisine adapte olması ve bu süreci stratejik bir vizyonla yönetmesi hayati önem taşıyor.

GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİ ÖNGÖRMEK ÜLKEMİZİ BİR ADIM ÖNDE TUTACAKTIR

Burada özellikle TUSAŞ’ımızın ana faaliyet sahası olan havacılık ve uzay sanayine dikkat çekmek isterim. Malumlarınız olduğu üzere içinde bulunduğumuz süreçte ülkelerin hava gücü, savunma kabiliyeti ve etkinliği açısından çarpan etkisi yaratan en önemli unsurlardan biridir. Hava üstünlüğünü sağlayan ülkeler; sadece muharebe sahasında değil aynı zamanda diplomasi masasında da söz sahibi olabilmektedirler. Nitekim Türk Hava Kuvvetlerimiz, köklü tarihi ve başarılarıyla gurur duyduğumuz bir geçmişe sahiptir.

Bugün de Hava Kuvvetlerimizin sahip olduğu bu eşsiz mirası TUSAŞ gibi güzide kuruluşlarımızın öncülüğünde modern hava teknolojileri ve savunma sanayindeki yerli ve millî atılımlarımızla taçlandırıyoruz. Elbette ki katetmemiz gereken daha çok mesafeler olduğunun bilincindeyiz ve bu konuda proaktif bir anlayışla hareket ediyoruz. Bu alanda yaşanan baş döndürücü gelişmeler, bizlere çok açık bir mesaj veriyor:

Günümüzün icap ettirdiği sistemleri üretirken geleceğin teknolojilerini öngörüp buna şimdiden vakıf olmak, ülkemizi daima bir adım önde tutacaktır.

Bu çerçevede teknoloji alanındaki değişim ve dönüşüme ayak uydurmak, ilgili konseptlere yön vermek ve geleceğimizi buna göre en üst seviyede hazırlamak için derinlikli bir vizyona sahip olmalıyız. Başarının bir varış değil bir yolculuk olduğunun bilinciyle savunma sanayinde ulaştığımız bu seviyeyi, en yukarılara taşımak, yegâne hedefimizdir. 

Bu anlayışla, başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla tam bir uyum içerisinde, etkin, verimli ve iş birliğine dayalı olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Güçlü bir Türkiye ve aydınlık bir gelecek için hep birlikte aynı vizyonla ve ideallerimize yürekten bir bağlılıkla daha çok çalışacağız.

Bu konuda sarsılmaz bir irade ile gayret gösteren kamu ve vakıf kuruluşlarımıza, üniversitelerimize, firmalarımıza, üstün yeteneklere sahip ve yenilikçi girişimleri benimsemiş Türk mühendislerine, kısacası yerli ve millî tüm kaynaklarımıza inanıyor ve güveniyoruz. 

TUSAŞ’IN, ASİL MİLLETİMİZİN GURURU OLMAYA DEVAM EDECEĞİNE EMİNİM

İfade etmiş olduğum bu hususlar doğrultusunda tüm savunma sanayi paydaşlarımız gibi TUSAŞ’ımızın birbirinden değerli personelinin de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elde edeceği başarılarla asil milletimizin gururu olmaya devam edeceğine eminim. 

Savunma sanayimizin tüm seçkin mensuplarının her zaman yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen, katkıda bulunan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, zirvenin bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Sözlerime son verirken, ülkemizin geleceğini yeniden şekillendirme yolculuğunda katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, mühendislerimize, girişimcilerimize ve liderlerimize şükranlarımı sunuyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyorum.

Dev sesi ve yüksek sahne enerjisi ile davetlilerden tam not aldı

0

35 yıllık turizm deneyimi ile sektörün önemli isimlerinden olan Ceylan İşletme ve Yatırım A.Ş – Sherwood Resorts and Hotel, 2025 yaz sezonuna güçlü bir adım atmak üzere sektör temsilcilerini bir araya getirdi.

Kuruçeşme – Divan’da gerçekleştirilen gecede Nükhet Duru ve orkestrası sahne aldı. Gecenin ev sahibi Hasan Ali Ceylan, Nükhet Duru’yu sahne öncesi çiçeklerle karşıladı. Dev sesi ve yüksek sahne enerjisi ile davetlilerden tam not alan Nükhet Duru, şarkı aralarında yaptığı esprilerle konuklara unutulmaz anlar yaşattı. Geceye katılan turizmcilerin telefonlarıyla çekim yaptığını gören Nükhet Duru “Bütün turizmciler klip yönetmeni mi olmaya karar verdi? Bırakın telefonları, sizi 90’lara götüreceğim, anın tadını çıkarın” diyerek espri konusu yaptı. Kırmızı elbisesi ile dikkat çeken Duru’nun “Çok güzel bir sezon olsun, Antalya’da da yine buluşalım’ sözleri büyük aldı.

Simge: Yeni şarkımı ilk defa Harbiye’de okuyacağım

0

Pop müziğin en güçlü kadın seslerinden biri olan Simge, “Aşkın Olayım”, “Yankı”, “Üzülmedin mi?”, “Öpücem” ve “Önümüz Yaz” gibi hitlerle müzik listelerinden düşmüyor. Simge’nin müzik hayatında şimdi de yepyeni bir dönem başlıyor. Sanatçı, şu günlerde stüdyoya kapanmış durumda ve kariyerinin ikinci albümünü büyük bir titizlikle hazırlıyor.

Birbirinden ünlü isimlerin katkıda bulunduğu yeni şarkılarla, yine listelerin zirvesinde uzun süre kalacağının sinyallerini veren Simge, 2025 yazına merhaba demek için muhteşem bir sahnede hayranlarıyla buluşacak. 6 Haziran Cuma akşamı, İstanbul’un en özel konser serilerinden Harbiye Açıkhava Konserleri kapsamında sahne alacak olan sanatçı, sevenlerine unutulmaz bir gece yaşatacak.

Her yıl gelenekselleşen Harbiye konserlerinde büyük bir coşkuyla karşılanan Simge’nin bu konseri şimdiden sosyal medyada konuşulmaya başlandı. Hayranları “Ne giyecek?”, “Yeni şarkıları olacak mı?”, “Sürprizler var mı?” gibi sorularla meraklarını dile getirirken, Simge’den gelen bir yorum ortalığı daha da heyecanlandırdı. Bir takipçisinin mesajına verdiği “Yeni şarkımı ilk defa Harbiye’de okuyacağım” cevabı, 6 Haziran gecesini özel kılacak büyük sürprizlerden sadece biri olacak gibi görünüyor.

Yazın ritmini belirleyecek yepyeni şarkılar, büyük bir sahne şovu ve Simge’nin o kendine has enerjisiyle Harbiye Açıkhava’da unutulmaz bir gece seyirciyi bekliyor!